| HASAT.ORG > Din Felsefesi > Allahın ilmi ve zorunluluk |
42 kez görüntülendi. Paylaş |
|
|
kursatotcu |
10-06-2005 22:46     #1/9     |
|
işte size çooooooooooooooooook kuvvetli bir istidlal, delil. özgür iradeyi savunanların en çok kullandığı bi "Allah bildiği için yazdı" lafıyla kasdettikleri şeyin yalan olup bu işin iç yüzünü gösteren delildir. gecenin 3 'ünde aklıma gelen bir delildir. çok mühimdir eğer anlarsanız.. Allahın ilminin maluma tabi olmaması meselesi Allahın ilmi ezelidir evvelden de izah edildiği gibi ezeli olanın sebebi olmaz halbuki ilim maluma tabidir denildiğinde; ilim, malumdan( bilinenden) etkilenen durumunda olmakta ve malum ilmi etkileyen konumda bulunuyor dolayısıyla etkileyen malum, etkilenen ilme sebep teşkil ediyor. zira etkileyen etkilenene sebep konumundadır. halbuki akli delille sabit ki ezeli olanın sebebi olmaz. o halde Allahın ilmine ezeli diyenlerin: "ilim maluma tabidir" lafları yanlış olmaktadır. Allahın ezeli ilmi asla başka bir şeye tabi değildir. böyle oluncada cebr olduğu aşikardır. etkilenmek demek etkileyen olduğu varsayılan ( düşünülen) şeyin etkilenene sebep teşkil ettiğini kabullenmek demektir. insanın özgür iradesini savunanların en çok kullandıkları laf olan "Allah bildiği için yazdı" ifadesidir bununla şunu kasdederler mesela ben şimdi klavyede yazı yazıyorum ya hah diyorlar ki Allah ezeli ilmiyle senin bu saatte, bu vakitte bu yazıyı yazacağını bildiği için levhi mahfuza böyle yapmanı yazdı. yoksa O, böyle yazdığı için sen böyle yapıyor değilsin. yani yine insanın özgür iradesi vardır derler. buraya kadar tamam mı anladınız mı? devam ediyorum sonra şunu diyorlar: "ilim maluma(bilinen) tabidir" yani Allahın ezeli ilmi sonradan olacak olan bilinen fiillere, hareketlere tabidir derler. bununla da şunu kasdederler: yani Allahın ilmi, bilmesi sonradan olacaklara tesirli değildir düşüncesini savunurlar. işte bu düşünceyi anlatmak isterler. yani Allahın evvelden hadiseleri bilmesi bizi cebr altında bırakmaz biz yine hürüz derler. tamam mı? yani Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak olaylara tabidir derler. tamam mı? şimdi çooooooooooooook dikkat ediniz: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından önce mi gelir, beraber midirler, yoksa zaman bakımından sonra mı gelir? iyi düşünün. evet cevap şu: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından sonra gelir. bu aklen açıktır. şimdi duruma bakalım: bunlar ne demişti? "Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak şeylere tabidir" . soruyorum: ezeli olan şey, hiç sonradan olan şeye tabi olur mu? olmaz eeeeee bu ne o zaman? ne olacak kandırma üç kağıt yüzyıllardır süren pek çok üçkağıttan biri. ezeli olan şey başka şeyden sonra olamaz . başka şeyden sonra olsa zaten ona ezeli ( öncesiz, başlangıcı olmayan) denilmezdi. demek ki onların "ilim maluma tabidir" lafları yalan dolandır. dolayısıyla insanın özgür iradesini savunan biri Allahın ilmi ezeli dediğinde ne dediğini bilmiyor demektir. dolayısıyla şunu şiddetle bildiriyorum ki: insanın özgür iradesi vardır diyen Allah hadiseleri olmadan önce bilmiyordu, hadiseler olurken bildi demek durumunda kalır . ve bunu dediğinde de Kuran daki "kıyamet vaktinin sadece Allahın bildiğini ifade eden" ayeti de inkar etmiş olur. yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa evet bu başlıkta bunu konuşalım yani Allahın ilmi ve bu ezeli ilim sonuçta kulun özgür iradesi kalmaz. bunu konuşalım ne diyeceksiniz bakalım.. mesela benim son zamanlarda okuduğum metin özdemir diye üniversite hocasının Allahın ilmi ile ilgili kitabı var. orada ezeli ilim kabul edilirse ve Allah hadiseleri önceden bilir denirse kulun özgürlüğü kalmadığını yazar anlıyor ve kendince çözüm arıyor halden hale geçiyor. yani basit değil bu işler. hadi bakalım........ |
|
|
kursatotcu |
25-06-2005 23:57     #2/9     |
|
bugün anlatacaklarım hakikaten çok ince mevzudur. yüzyıllardır bu da pek bilinmemektedir ancak bu da benden kaçmadı. konu Allahın yaratması olayı bak düşüşnün Allah yaratıyor deniyor. düşünün Allah nasıl yaratıyor? yani mesela ağaçtan bahsedersek ha ağaç nasıl yaratılıyor? ya kafanıza göre konuşuyorsunuz. bakın bu milletin ekserisi bu olayı şöyle düşünür: mesela ağacın yaratılması olayı: düşünürler ki bu ağacın yaratılması olayında Allahı ayrıca bir etki yapıyor diye düşünürler yani ne yaratılırsa Allah ayrıca ona bir etkide bulunur diye inanırlar fakat burada anlatmak istediğim şu yani: Allah evvelden yapmadığı bir şeyi yapar, burada diye inanırlar. yani kısacası tekvin diye bir ifadeden bahsediyorlar. tamam mı. bu yaratmak manasına gelir. bakın şimdi maturidilere göre yani özgür iradeyi savunanlara göre: tekvin ezelidir yani Allahın yaratma sıfatı ezelidir derler. bu saçmadır işte cevabı: yaratma ezeli olsaydı mesela ben oldum ya halbuki benim varlığa gelişim dünyanın varlığa gelişinden sonradır. halbuki bu işlemin yani yaratılma hadisinin Allahın ezeli yaratmasıyla oldu derseniz bakın önce bir şey yaratıldı sonra başka bir şey yaratıldı olur ve bu ezeli kabul edilen şey de değişiklik olduğunu akla getirir. halbuki ezeli olan şey de değişme olmaz. diğer şıkka bakalım: eşariler ne dedi? şunu dedi: Allahın ezeli bir kudreti vardır dediler ve tekvine yani yaratmaya şunu dediler: kudret sıfatının hadis olan yani sonradan olan ikinci taalluku (ilgisi , bağlantısı) dediler. yani bu sonradan olan tekvin ile Allah yaratıyot dediler tamam mı? halbuki burada da acayip bir yanlış var. o da şudur: ya bakın bu tekvin denilen şey eğer sonradan ise yine problem var o da şudur: o halde bu sonradan dediğiniz tekvin nereden geldi?( ya da onu ne yarattı diye de sorulabilir yani o yaratma vasfını ( tekvini) ne yarattı şeklinde) çünkü her sonradan olanın sebebi olmalıdır. o halde bu tekvinin yani yaratma ile ilgili Allaha atfettikleri bu ifadenin, bu özelliğin sebebi nedir? yani onu ne meydana getirdi? derlerse ki: onu da başka bir tekvin meydana getirdi. derim ki: peki onu ne meydana getirdi? ve bu böyle gidemez. o halde sonradan olan yaratma vasfından da bahsedilemez. demek ki ezeli olarak yaratma sıfatından bahsedilemediği gibi sonradan olan yaratma sıfatından da bahsedemiyoruz. o halde ne olacak? cevap: şu olacak, yani Kuranda geçen bu yaratma ile ilgili ayetlerde mecazidir demek lazım. yani şöyle demek lazım: bu yaratma ifadelerini Allahın bilmesi manasına alacağız. örnek şimdi ben bu yazıları yazıyorum ya ha manası şu: Allahın ezeli ilminde benim yazı yazacağım bilindiğinden işte Allahın ilmine göe meydana gelen bu benim yazı yazma fiilime mecazen yaratma denmiştir diyorum. yani bunu yine farabi de demiştir. işte mecazen yaratma ifadesi de Allah için kullanıldı diyorum. yani Allahın ilmindekilerin varlık sahasına ilmine göre çıkması mecazen yaratma olarak nitelenmiştir diyorum. ne dersiniz? aslında çok ilmi bir izah yaptım. çok yüksek bir izah olduğundan çoğunuz herhalde anlamadan, dinlemeden inkar edeceksiniz. bu da benim tahminim....... fakat bu yazılarımdan Allahın amacı olduğunu savunduğum zannedilmesin.. not: benim cep telefonum yok ama kardeşim bu aralar üniversite tatil ya, onun telefonunu vereceğim size. arayın da canlı canlı görüşelim hadi bakalım onun haberi yok ya çok şaşıracak ha arayın görüşelim yaaaaaaaaaa tel: 0 537 426 78 89no, anlamak istemiyorsun. ama şu aralar elimde bir kitap var. ibn teymiyyenin, yazdığı kitapta Allahın sıfatlarından bahsediyor ve ne diyor biliyor musun: Allahın iki eli var diyor ve gerçek manasıdır diyor. iki gözü vardır diyor. Allah yukardadır diyor. Allahın yüzü vardır diyor gerçek manasıyla diyor. açıkça Allahı cisim gibi anlatıyor ve böyle kabul etmeyene sapık diyor. gördün mü durumları ve genelde hadisleri delil gösteriyorlar bunlar. yani sen her ne kadar soın peygamber bunları dedi ama mecazi mana kasdetti desen de bak insanlar içinden bu laflarının zahirini yani dış anlamını alanlar var ve kendileri gibi düşünmeyenlere sapık diyorlar. gördün mü durumları? dolayısıyla son peygamber bu ifadelerini yani insan biçimci ilah anlatışını velev ki zahirini kasdetmeden söyleyse bile bak insanlardan bir grup bu lafları kendi görüşlerine delil aldılar ve Allaha cisim demeye vardılar. halbuki son peygamberin ne yapması gerekiyordu biliyor musun? şunu yapması gerekiyordu: Kurandaki bu gibi ayetlerin( el, yüz, göz gibi) zahirinin alınamayacağını bu ayetlerin tevil edilmesi gerektiğini anlatmalıydı. ( bu şekilde bir rivayete raslamadım belki vardır ama görmedim) ne dersin bu yoruma. kendiniizi aldatmayın. gerçekleri görün diyorum. bu durumda neyi düşüneceğiz söyle bakalım
|
|
|
deniz |
26-06-2005 00:36     #3/9     |
|
kürşatotçu. senin gidişat pek hayra alemet değil :P |
|
|
kursatotcu |
26-06-2005 16:49     #4/9     |
|
kursatotcu devamlı fikir değiştiren sabit bir fikre sahip olmayan, efendiler efendisi hakkında bile şüphe duyduğu halde kendini müslüman zanneden sapığın biridir. kendisini uzun yıllardır tanırım. islam adına tanınmış gazaliden tutunda imamı rabbani ye kadar ne kadar muteber alim varsa hepsini bir çırpıda silen, işine gelen hadisleri alıp işine gelmeyenleri almayan delinin tekidir. fikirleri hergün değişebilen yeni okuduğu bilgi karşısında rüzgarın önündeki saman gibi savrulabilen bir arkadaşımızdır. kendisinine Allahtan hidayet diliyorum. tek övünülecek yanı çok okumasıdır ama kanımca okuduğunu tam manasıyla anlayamamaktadır. Başa dön kursatotcu İşçi
Kayıt: 22 Oca 2005 Mesajlar: 109
Puan: 1200 Bağış Tarih: 26 Hzr Pzr, 2005 14:26:19 Mesaj konusu:
-------------------------------------------------------------------------------- bu yazıları ben yazmadım. bir tanıdığıma yazdırdım. yanımda. not- soru: Allahın ezleli ilmi mi bizim hareketlerimize tabi, yoksa bizim değişen hareketlerimiz mi Allahın ezeli ilmine tabidir. |
|
|
deniz |
26-06-2005 22:26     #5/9     |
|
aferin kürşat sevdim seni :D |
|
|
kursatotcu |
26-06-2005 23:43     #6/9     |
|
görüşelim akik msn adresim şu ya kursatotcu@hotmail.com
öyle diyorsun ama o da beni grubuna kabul etmiyor yani aralarına girmeme izin vermiyor. zaten kimse beni aralarında istemiyor. ha o soruyla ne demek istedim: ya bak tabi olmak şu demektir: mesela çocuk dedesine dedi ki: sen cimbomlu ol dede. dede dedi ki:ben takım tutmam milli takımı tutarım diyor. çocuk diyor ki olsun sen yini de cimbomu tut. dede de diyor ki: tamam cimbomu tutacağım ha işte bu misalde dede çocuğa tabi olmuş oluyor. anladınız mı? aslında tabi olmak etkilenmektir. tabi olunmak ise yani anladınız işte yaaaa böyle yani. o bakımdan soruma cevap verin. ve şunu unutmayın tabi olmak sonradan olan şeydir. ama ezeli olanın yani öncesiz olan &n bsp; &n bsp; sonradan değildir dolayısıyla ezeli için aslında tabidir denemez yorumunuz ne? bi de beni telefondan aramadınız bak bekliyorum hadi
|
|
|
deniz |
26-06-2005 23:48     #7/9     |
|
kürşat ben yahooda olurum sadece. ordaki ID: resimdekileke bana online olarak sadece ordan ulaşabilirsin.
ama bu sıra pek girmiyorum oraya da.
ama sen yine de müsait olursan ordan irtibat kurmaya çalış benle. |
|
|
buz |
27-06-2005 01:43     #8/9     |
|
Aslında Kürşat, ilginç bir soru sormuşsun.
O'nu bize özgüleyerek mi anlşayacağız yoksa kendimizi O'na göre mi biçimleyeceğiz...
ben senin kendine özgülediğini düşünüyorum..Ne dersin ... :) |
|
|
kursatotcu |
30-06-2005 17:19     #9/9     |
|
not: zaten hem Kuranı ve diğer bozulmuş Tevratı bozulmuş İncili ve bozulmuş Zeburu okudum. 29 yaşındayım. dün başıma şöyle bir olay geldi. birini gördüm tanışıyormuyuz dedim ama kursatça yani "seni nerden tanıyom yaaaaa" gibi. neyse o dedi ki ki 1 sene önce yanımda biri vardı sen yolda bizi çevirip ona soru sordun, o arkadaş cevap verememişti sen de dedin ki bana zaten kimse cevap veremiyor. dedin. sakallı bu konuştuğum kişi ve öncesinde yani 1 dakika önce ilahiyat mezunu olduğunu öğrenmiştim. neyse ben tabii başladım anlatmaya "ben şöyleyim, ben böyleyim, kim bunlar" gibilerinden.. fakat bu şahıs bayağı beni dinliyordu, neyse beni götür bir yere ya dedim gittiğin yerlere, orada konuşuruz. " iyi" dedi. seni dedi birine götüreceğim o da çok kitap okuyan biridir dedi. beni bu insanla istemiyorlar dedim. o da dedi ki: onu da pek istemezler. böyle deyince meraklandım. neyse gidiyorum tabi ben devam "ben şöyleyim ben böyleyim" son hız devam ediyorum. bana dedi ki: "ona seni ne olarak tanıtayım". dedim ki: felsefeci ve kelamcı olarak tanıt ama şunu da söyle: şöyle iddia ediyor de: "kimsenin bu konuları kendisi kadar bilmediğini idia ediyor de" gibilerinden anlatım. bir de hem şu örneği verdim ki .... yani beni kovmasınlar : dedim ki " ben kibirlenmenin kötü bir şey olduğunu biliyorum. kibirlenmenin Kuranda ve hadislerde kınandığını biliyorum ve ben mütevazi olmak ve istiyorum ve kibirli olmak istemiyorum. hal böyleyken 2 saattir gördüğün gibi, kendimi öve öve bitiremiyorum. demek ki bu iş benim özgür irademden değil. yani Allahtan bu iş. demek ki benim özgür iradem yok "dedim. neyse bir baktım beni götürdüğü yer aaaaaaaaaa " ben dedim buraya gelmiştim ve buradan da kovuldum" dedim. hakikaten bu götürdüğü şahısın ününü duymuştum. evvelden gitmiştim( 1 sene evvel ve ondan 6 ay evvel de ) konuşmaya bir kaç kez gittim cevap veremedi. sonra ne zaman gitsem yok dedirtti. aslında orada. anladım ki benimle görüşmek istemiyor yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa haaaaa sonra o genç sakallı olan bana dedi ki "sen deryasın dedi biz seninle aşık atamayız" dedi. ben de dedim ki "ben aşık atmıyorum lakin öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum" dedim. ama o dedi ki "bana anlatma" dedi. anlatırsan aklım karışır dedi. ya anlatayım dedim. yok dedi . soru: bu nasıl bir psikoloji , hem benim kendisinden daha bilgili olduğumu kabul ediyor. hem de ona bir mesela anlatmama izin vermiyor . bu bence aşağılık bir durum. çünkü düşünmekten korkmamak lazım.......... soru Allahın bilgisi benim davranışıma göre değişir mi? soru: bizim eylemlerimizin nedeni Allahın ezeli bilgisi mi yoksa Allahın bilgisinin nedeni bizim eylemlerimiz mi ? Allahın görüleceğine inananlara sorular: cisim olmayan ve renksiz bir şeyi görebileceğinize inanırmısınız ya da şöyle sorayım renksiz bir şey görülür mü unutmadan cisim de olmayan yani görülür mü? hayır derseniz Allahın görülebileceğini savunanlara soruyorum o halde : o halde Allah ne renk ? Musa peygamberin kafir olması ve sonra tevbe etmesi:
7/142-Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi de onunla konuşunca: «Rabbim, bana göster, Seni göreyim» dedi. (Allah «Beni asla göremezsin. Ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.» Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti, Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: «Sen ne yücesin (Rabbim) . Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim» dedi.
rüyet (görmek demektir, yani Allahı görmek) rüyeti kabul edenler yani Allahı görmeyi kabul edenler "Musa eğer görmek caiz (yani geçerli demektir) olmasaydı böyle bir talepte bulunmazdı demek ki caiz" dediler. mutezile buna şöyle cevap verdi ( mutezile rüyeti inkar etmişti) "hayır Musa Allahın görülemeyeceğini biliyordu, ancak bazıları "Allahı görmedikçe inanmayız"dediler ( bu anlamda ayet var lakin bulamadım numarasını hatırlayamadım)
ama Musa onların ısrarı neticesinde onlar adına böyle bir ifade dile getirdi.( yani Allahı görmek istediğini dile getirdi) yani bakın görün işte söylüyorum ama görünmeyecek manasında hareket etti " diyorlar.
cevap: halbuki bu tevilin ardında acayip çıkmazlar vardır. şöyle ki zaten bu kimseler inanmayı Allahı görme şartına bağladılar. hal böyle iken düşünelim : o adamların bakış açısıyla bakalım: Musa burada mutezilenin dediği gibi "Allahın görülemeyeceğini bile bile bu istekte bulundu" denirse durum şu hali alır: o kişiler şöyle düşünürler:"bak peygamber olduğunu iddia eden şahıs bir şey istiyor, talep ediyor Allahtan ancak istediği gerçekleşmiyor demek ki yalan söylüyor" inancı olur onlarda. o bakımdan bu mutezile tevili kabul edilemez. demek ki Musa bu sözü söylerken Allahın görülebileceğini caiz, olabileceğine inanarak söylemiş demektir. ve Musa bu sözü söyleyince ve bu düşlüncede olunca kafir olmuş oldu. lakin ayetin Araf 143 sonunda tevbe ettiği bildiriliyor.. sorarsanız peki böyle düşünmek ve söylemekle neden kafir oldu? derseniz cevap: çünkü her görülen şey bir yönde olur ve her yönde olan da bir mekanda yani bir yerde olur ve mekanda olan da cisim demeltir. yani şekli şemali olan bir şey demektir. halbuki piyasadaki kitapların da tam*mına yakını "Allah cisimdir" şeklinde inanana kafir derler.
geçenlerde şöyle bir bilgi edindim Kuranda Allahın "adil" şeklinde bir sıfatı olduğu ifade edilmiyormuş. lakin ben Allaha zalim demem
"" Madem yapan bilir. Öyle de bilen konuşur. Yani, bu kainatın sahibi, bu kainatın hikmetlerini ve bizi yaratmasının gayelerini ve bu dünyaya gelmemizin gayesini bize bildirecektir" biri böyle yazdı
cevap: konuşmak ne ile olur? ses ile olur. soruyorum: Allahın sesi var mıdır? var dersen, tekrar soruyorum: siz "Allahın kelam sıfatı vardır ve ezelidir" diyorsunuz. bak soruyorum: ezeli ses olur mu? : "olur" mu diyeceksin? bir daha düşün.
|
|
|
     
|
| Sayfalar: [1] |
Benzer Konular: 1. Allahın ilmi ve zorunluluk 2. Allahın iradesi yoktur 3. Allahın kudreti yoktur 4. Allahın rengi 5. allahın varlığının başlangıcına delil 6. Allahın kanıtları ve ateist iman 7. Allahın seni sevip sevmediğini nerden anlarsın 8. Allahın senin ibadetine ihtiyacımı var???
|