Rumuz:   Şifre:   

FELSEFE | SİYASET | SANAT | YAŞAM

HASAT.ORG > Felsefe > Felsefe Nedir ? 58 kez görüntülendi. Paylaş
    deniz 13-04-2006 14:14     #1/32    
[size=15pt>Felsefe[/size>


Yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. Buna göre, felsefe Yunanlılar için, ‘bilgelik sevgisi’ ya da ‘hikmet arayışı’ anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir.

Felsefe varlık ve düşünmeyi oluşturan ilkeler, gerçeklik ve nedenselliğin araştırılmasıdır. Çoğunlukla büyük filozofların çalışmalarının toplamına denilir. Filozoflar tarafından ortaya atılmış çeşitli soruların cevaplarının aranması anlamına gelir. Bir diğer tanımı bir tür kritik, yaratıcı düşünmedir. Bu anlamların herhangi biri ayrı olarak düşünülemez. Günlük kullanımda değişik anlamları olsada burada bir çalışma alanı olarak felsefe ele alınacaktır.

Konu başlıkları

[list>
[li> Felsefenin konuları[/li>
[li> Amaç ve yöntem[/li>
[li> Felsefe Gelenekleri[/li>
[li> Felsefenin Disiplinleri[/li>
[li> Felsefe Akımları[/li>
[li> Kelimenin Diğer Kullanımlar[/li>
[li> İç Bağlantılar[/li>
[/list>


Felsefenin konuları


Filozoflar genellikle varoluş veya varlık, ahlak veya iyilik, bilgi, gerçek ve güzellik konularıyla ilgilenmişlerdir. Tarihsel olarak bir çok filozof dini inançlara veya bilime de eğilmiştir. Filozoflar genellikle bilimin dışında kalan bu kavramlarla ilgili kritik sorular sorarlar. Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır. Filozoflar genellikle şu soruların cevaplarını ararlar:

[list>
[li> Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz?[/li>
[li> Bilgi mümkün müdür? Bildiğimizi nasıl biliriz? Doğru bilginin kökeni ve sınırları ?[/li>
[li> Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketlet doğrudur, hangileri yanlıştır? Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Ahlakın kaynağı nedir ?[/li>
[li> Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir? Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekanın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir?[/li>
[li> Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? Sanat nedir?[/li>
[li> Din kavramının kökeni nedir ? Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır ? Tanrı var mıdır ?[/li>
[/list>

Antik Yunan felsefesinde, yukarıdaki beş soru sırasıyla, analitik veya mantıksal, epistemoloji, etik, metafizik ve estetik olarak adlandırılırdı. Bunların dışında da konular vardı ve bu tanımlamaları ilk kez kullanan Aristo aynı zamanda politika, modern fizik, jeoloji, biyoloji, meteoroloji ve astronomi'yi de felsefenin konuları arasına almıştır. Yunanlılar Sokrates'in etkisiyle bir Analiz geleneği geliştirmişler ve konuyu daha iyi anlamak için parçalarına ayırmışlardır.

Diğer gelenekler bu tip tanımlalar kullanmamış veya aynı temaları ön plana çıkartmamıştır. Hint felsefesi Batı felsefesi ile benzerlikler taşısa da, binlerce yıldır felsefe ile ilgilenmiş olsalarda Japonca, Korece ve Çince'de felsefe kelimesi 19.yy'a kadar yoktu. Özellikle Çinli filozofların Yunanlılara göre farklı bir sınıflandırması vardı. Tanımlamaları da genel özelliklere değil çoğunlukla metaforikti ve aynı anda bir kaç konuya ilintiliydi [1>. Ancak batı felsefesinde de konular arasında kesin sınırlar yoktur ve 19.yy'a kadar batı filozoflarının çalışamalarında konusal bir ayrım yapılmamıştır. Gerçek felsefe Rönesans sonrası Alman İdealizmi sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır.


Amaç ve yöntem

Felsefe diğer disiplenlerden sorgulama yöntemiyle ayrılır. Filozoflar, ilginç, harika veya şaşırtıcı buldukları bir konudaki şüpheleriyle ilgili anlaşılır örnekler verebilmek için, genellikle sorularını problemler veya bilmeceler olarak çerçevelendirirler. Bu sorular genellikle bir inanca ait varsayımlarla veya insanların karar vermek için kullandıkları yöntemlerle ilgilidir.

Filozoflar problemleri mantıksal bir şekilde ortaya koyarlar. Tarihsel olarak geleneksek mantıkın kıyaslarını, Frege ve Russell'dan itibaren de sembolik mantık kullanır ve daha sonra kritik okuma ve fikir yürütmelerle bir sonuca doğru ilerlerler. Sokrat gibi, tartışmayla, veya diğerlerinin ileri sürdükleri fikirlere cevap vererek, veya dikkatli kişisel düşünmeyle cevap ararlar. Filozoflar bu yöntemlerin birbirine göre üstünlükleirini tartışa gelmişler, örneğin felsefi "çözümlerin" nesnel, kesin yani gerçeklik hakkında bilgi veren mi; yoksa konuştuğumuz dilin mantığına açıklık kazandıran veya hatta kişisel terapi mi olduğunu sorgulamışlardır.

Dil filozofun en önemli aracıdır. Analitik felsefede felsefi yöntemle ilgili tartışmalar felsefe ve dille ilgiliydi. Kıta Avrupa'sı felsefesinde de benzer kaygılar vardır. Meta-felsefe, yani felsefenin felsefesi, feslefi problemlerin, felsefi çözümlerin ve problemden çözüme gidişteki yöntemlerin doğasını araştırır. Bu tartışmalar aynı zamanda dil ve yorum üzerine yapılan tartışmalarla da ilgilidir.

Bu tartışmalar da felsefenin konusunu oluşturur çünkü felsefenin kendisi de felsefi tartışmaların önemli bir parçası olagelmiştir.

Felsefe, yapısalcılık ve rekursivism gibi, parçalar arasındaki ilişkiler yoluyla da incelenmiştir. Bunun dışında, bilim felsefesi ve biofelsefe de vardır.

Felsefe Gelenekleri

Bir çok toplum felsefî sorunları araştırmış ve bir felsefe geleneği yaratmıştır. Avrupa-Amerikan akademik çevrelerinde "felsefe" terimi genellikle sadece Batı Avrupa medeniyetinin oluşturduğu felsefe geleneği olan Batı Felsefesi yerine kullanılır. Bunun coğrafi olarak karşısında yer alan Doğu Felsefesi çok farklı bir yapıya sahiptir.

Doğu ve Orta Doğu felsefe gelenekleri Batı filozoflarını etkilemişlerdir. Rus, Yahudi, İslam ve yakın zamanda Latin Amerika felsefe gelenekleri Batı felsefesine katkı sağlamış ve ondan ayrı olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Batı akademik filozoflarını iki geleneğe ayırmak mümkündür. "Batı felsefesi" tanımı geçen yüzyıl içinde sıklıkla bu iki gelenekten birinden diğerine doğru ağırlık kazanmıştır. İnsanlığın geleceği için karamsar sonuçlara ulaşma eğilimindedir.


Felsefenin Disiplinleri

    [list>
[li> Deontoloji[/li>
[li> Devlet Felsefesi[/li>
[li> Epistemoloji[/li>
[li> Estetik[/li>
[li> Etik[/li>
[li> Hermeneutik[/li>
[li> Hukuk Felsefesi[/li>
[li> Metafizik[/li>
[li> Ontoloji[/li>
[li> Siyaset Felsefesi[/li>
[li> Teoloji[/li>
[li> Doğa Felsefesi[/li>
[/list>

Felsefe Akımları

[list>
[li>  Bilinemezcilik[/li>
[li>  Diyalektik (Eytişimselcilik)[/li>
[li>  Faydacılık (Yararcılık)[/li>
[li>  Kişiler[/li>
[li>  İdealizm[/li>
[li>  Materyalizm (Maddecilik)[/li>
[li>  Modernizm[/li>
[li>  Oluşturmacılık[/li>
[li>  Postmodernizm[/li>
[li>  Pozitivizm (Olguculuk)[/li>
[li>  Varoluşçuluk[/li>
[li>  Yapısalcılık[/li>
[/list>

Kelimenin Diğer Kullanımları

    * Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi anlamında da kullanılır. Ör: Aristo felsefesi

    * Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü anlamında kullanılır. Ör: Matematik felsefesi

    * Bir trajediye felsefi yaklaşmak, duygusal reaksiyonlar yerine, entellektüel bir mesafeden bakmak anlamına gelebilir. Bu tanım Sokrates'la ilgili bir örnekten kaynaklanmaktadır. Sokrat baldıran zehrini içmeden önce sakin bir şekilde takipcileriyle ruhun doğasını tartışmıştır.

    * Halk arasındaki kullanımıyla felsefe edinilmiş bilgi, veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda dünya görüşü de denilir.

    * Bir konuda soyut düşünmek anlamına gelir. Ör: "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor." H.E. Adıvar

İç Bağlantılar

    * Felsefe Tarihi
    * Felsefi Düşünce
    * İslam Felsefesi

Kaynak
    nihilast 11-10-2006 17:35     #2/32    
Gelgelelim bence her felsefe her zaman kuramsaldır. Çünkü onun özünde, - araştırmasının doğrudan nesnesi ne olursa olsun - saf seyre dalış durumunu korumak, zorlamak değil araştırmak vardır. Öte yandan, pratik olmak,  davranışı yönetmek,  karakteri değiştirmek eski tutkulardır. Felsefe olgun bir içgörüyle sonunda onlardan el çekmelidir. Çünkü konu yaşamın değeri ya da değersizliği olduğunda,   sorun kurtuluş ya da kargışlanma olduğunda belirleyici olan felsefenin ölü kavramları değildir.  Tersine, belirleyici olan insanın en derindeki kendi doğasıdır, Platon'un söyleyeceği gibi, insana kılavuzluk eden cini kişi kendi seçmez, kılavuzluk edeceği kişiyi cin seçer. Bu cin, Kant'ın dile getirdiği gibi, insanın 'düşünülür karakteri'dir. Deha öğretilemediği gibi erdem de öğretilemez. Gerçekten, erdem söz konusu olduğun da, soyut kavramlar sanattaki gibi kısırdır. İki durumda da olsa olsa bir araç olarak kullanılabilirler. Bu yüzden törel dizgelerimizin,  etiklerin insanları erdemli, kutsal kişiler olma konusunda isteklendirmesini beklemek estetiklerimizin ozanlar, müzisyenler esinlemesini beklemek gibi bir alıklık olacaktır.

Felsefe verileni yorumlayıp açıklamaktan fazlasını yapamaz. O yalnızca kendini herkese somut olarak açıkçası duygu olarak dile getiren dünyanın doğasını, akıl yetisinin seçik, soyut bilgisine getirebilir. Bununla birlikte, o, bunu olanaklı her bakımdan, her bakış açısından yapar.
    nihilast 13-10-2006 09:15     #3/32    
[font=comic sans ms>Felsefenin çeşitli tarifleri şöyle yapılmıştır.

Pythagoros “Başlangıcı; ilim sevgisi, ortası; insanın gücü kadarıyla varlıkların mahiyetini bilip tanıması, sonu da ilme uygun bir şekilde konuşup yaşamaktır.”

Platon “ Görülmesi mümkün olmayanın ilmi”

Aristo “İlk prensipler ve son sebepler hakkında bilgi”

Genel tanımı “Evren hakkında tefekküre dair bir bilgi, teemmüllü bir bilgi”, “Mutlak ilim”, “İlimlerin ilmi”, “İlimlerin izahı”

Descartes(1595-1650)”Felsefe sözünden hikmeti (bilgelik) incelemek anlaşılır. Bilgelikten de, insanın bilebildiği kadar, bütün şeylerin tam bilgisi anlaşılır.”

Hegel (1770-1830) “Önce genel olarak düşünce tarafından nesnelerin(eşyanın) derin bir şekilde incelenmesidir.”

İslam filozofları “Felsefe, eşyanın mahiyet ve hakikatını bilmek, varlığın sebebini açıklama gayretidir. İnsanın kendini bilip tanımasıdır.”

İslam filozofu El-Kindi(öl. M.S. 873) “Felsefe insanın kendisini tanımasıdır. Felsefe sanatların sanatı, hikmetlerin hikmetidir. Felsefe, insanın gücü yettiği sürece külli-edebi şeylerin hakikatlarını, mahiyetlerini ve sebeplerini bilmektir.”

Farabi (870-950) “Varolmaları bakımından varlıkların bilinmesi…”

Muyiddin ibn el-Arabi(1165-1240) “Nesnelerin hakikatlerini oldukları gibi bilmek ve onların varoluşları ile hüviyetleri konusunda hüküm vermek suretiyle, insan ruhunun olgunlaşmasıdır.”

Bertrand Russell “Felsefe henüz tam bilgi sahibi olmadığımız konularda kurguya (spekülasyon) başvurmak demektir” [/font>
    zen 16-09-2007 14:59     #4/32    
Felsefe ne olmalı,  felsefe ne gibi bir değer taşımalı konusu tartışmalıdır. Ondan ya olağanüstü açıklamalar beklenir ya da boş düşüncelerle bir tutularak, bir yana atılır. Ona ya alışılmamış anlamlı bir insan emeği olarak korkuyla bakılır ya da düş kurmalardan doğan can sıkıcı konuşmalar diye yergi yağdırılır. Felsefe ya her insanı ilgilendiren bir sorun diye anlaşılır, bu yüzden temeli bakımından yalın ve anlaşılır olması gereği öne sürülür ya da çetin sayılarak onunla ilgilenmenin umutsuz insan işi olduğu kanısına varılır. Felsefe adı altında ortaya çıkan, gerçekte, bu karşıt yargıları içeren örnekleri gündeme getirir. (...)

Felsefeyi yadsıyan, bilmeden kendince bir felsefe geliştirir. 

Böyle evrensel ve özel bir düşünme biçimi içinde kendini ortaya koyan felsefe nedir? 

Grekçe Philosoph (philosophos) sözcüğü  sophos  sözcüğüne karşıt oluşmuştur: Kendisinde bilgi bulunan, bilen kimseden  ayrı olarak, bilgiye seven anlamına gelir.  Sözcüğün bu anlamı bu güne değin şöyle süregeldi. Gerçekliğin aranması, felsefenin özü gerçekliğin elde bulundurulması demek değildir; felsefe bu durumu belli bir kanıya saplanmadan açığa çıkarabilir; bu olay önermelerde açıklanan, kesin, değişmez ve yarar gözetilen bilgi içinde görülür.  Oysa felsefe belli bir yolda olma demektir. Felsefenin soruları yanıtlarından daha önemlidir, her yanıt, yeni bir soruya dönüşür.

Ancak bu yol-da olmak-  zaman içinde insanın yazgısı derin bir doyum olanağını özünde saklar, bir yetkinliğin  yüksek anında bulunur. Bu yetkinlik açıklanabilen bir bilinçlilik içinde, önermelerde, insanın kendi özüyle ilgili açıklamalarında değil, oluşun kendiliğinden ortaya çıktığı insan varlığının tarihsel gerçekleşmesinde bulunur.  Bu gerçekliği her zaman içinde bir insanın bulunduğu  durumda kazanmak, felsefeyle ilgili düşünmenin anlamıdır. 

[size=7pt>[color=grey>Karl Jaspers, Felsefe Nedir, ( Felsefeye Giriş bl.)
Çev. İ.Zeki Eyüboğlu, İstanbul, Say Yayınları 2001, s.53-58[/color>[/size>

Başka uygarlıkların Bilgeleri vardır, ama Yunanlılar daha alçakgönüllü olmakla da kalmayan bu “dostlar”ı sunarlar. Bilgenin ölümünü onayan ve onun yerine filozofları, bilgeliğin dostlarını, bilgeliğini arayan ama biçimsel olarak ona sahip olmayanları geçirenler, Yunanlılar olsa gerektir. Ne ki, filozof ile Bilge arasında, bir merdivenin basamaklarındaki gibi  bir aşama farkı olmayacaktır yalnızca: Doğu’dan gelmiş yaşlı bilge belki figürler aracılığıyla düşünmektedir, oysa ki filozof, Kavram’ı keşfeder, onu düşünür.(...)

Filozof kavram dostudur, kavram üretme gücünü içinde taşır. Bu, felsefenin basit bir kavram oluşturma, keşfetme, üretme sanatı olmadığını söylemek demektir, çünkü kavramlar ille de birtakım formlar, ürünler ya da keşifler değillerdir. Daha zorlu bir tanımla felsefe kavramlar yaratmayı içeren bir disiplindir.(...) Daha doğrusunu söylemek gerekirse, kesin anlamda kavram yaratmak yalnızca felsefeye ait olsa da, bilimler, sanat ve felsefeler, hepsi birden yaratıcıdır. Kavramlar, gök cisimleri gibi tamamlanmış olarak bizi beklemezler.(...)

Felsefe temaşa (contemplation) değildir, düşünüm (reflexion) veya iletişim (Communication) de değildir. Temaşa değildir, zira temaşa edilenler, kendi öz kavramlarının yaratılışı içine gömülmüş bir halde şeylerin kendileridir. Düşünüm değildir, çünkü hiç kimse, her ne üstüne olursa olsun düşünümlemek için felsefeye gereksinmez; felsefeyi düşünce sanatı yapmakla ona pek büyük paye verildiği sanılır, oysa her şey elinden alınmaktadır, zira ne matematikçiler matematikçi olarak matematik üzerine düşünmek için; ne sanatçılar, resim veya müzik üzerine düşünmek için filozofları beklemişlerdir.(...) Ve felsefe, kavram değil “uzlaşma” (consensus) yaratmak için, yalnızca görüşlerin (opinions) içindeki gücüyle iş gören iletişimde de hiçbir nihai sığınak bulamaz. Dostlar arasında batılı anlamda demokratik bir tartışma düşüncesi  en ufak bir kavramı dahi asla üretememiştir; bu düşünce Yunanlılardan gelmedir.Temaşa, düşünümleme,iletişim birer disiplin değil, ama bütün disiplinler arsındaki tümelleri oluşturan makinelerdir.(...)

İmdi tarihlenmiş, imzalanmış ve vaftiz edilmiş olsalar da kavramlar ölmemek için kendilerine özgü bir şekilde direnirler, yine de yenilenme, değiştirilme, sıçrama yapma türünden zorlamalara maruz kalırlar ve felsefeye, her anı, her köşesi korunan ve geçip giden, ama zamanın dışında geçip giden bir tarih ve coğrafya veren de bunlardır.(...)

Felsefenin ululuğunun tastamam hiçbir şeye yaramamak olduğu yollu yanıt, gençleri bile artık eğlendirmeyen bir rüküşlüktür. Her türlü şıkta, bizim metafiziğin ölümü ya da felsefenin aşılmışlığı türünden sorunlarımız asla olmadı: yararsız yorucu zevzekliklerdir bunlar. Bugün sistemlerin çöküşünden söz  ediliyor, oysa ki değişen yalnızca sistem kavramıdır. Eğer kavramlar yaratmak için yer ve zaman varsa, buna başvuracak işlemin adı her zaman felsefe olacaktır, ya da eğer ona başka ad verilseydi bunun farkına bile varılmayacaktı.

[size=7pt>[color=grey>Gilles Deleuze - Felsefe Nedir?
Çev. Turan Ilgaz, YKY,İstanbul, 1993, s.12-17 [/color> [/size>
[size=13pt>Bir kafa ne denli gerçeğe dayanabilir, ne denli gerçeği göze alabilir ?[/size>

Yazılarımın havasını soluyabilen, bunun yüksek yer havası, sert bir hava olduğunu bilir. O hava için yaratılmış olmalı insan, yoksa oldukça büyüktür üşütme tehlikesi. Buz yakındır, yalnızlık yaman, - ama herşey nasıl durgun, ışık içinde ! Nasıl özgür solur insan! Ne çok şeyi aşağılarda bırakmıştır! Felsefe, bu güne dek anladığım, yaşadığım gibisi, yüksek dağda, buz içinde gönüllü yaşamaktır, - varlıkta yabancı, sorunsal olanı, şimdiye dek töre'nin yargıladığı herşeyi arayıştır. Yasaklar içinde böylesine uzun bir gezginlikten edindiğim görgümle, bugüne dek yapılan töreleştirmenin, ülküleştirmenin nedenlerini, istendiğinde başka türlü görmeyi öğrendim. Feylesofların gizli öyküsü, taktıkları büyük adların psikolojisi aydınlığa çıktı benim için. [size=10pt>Bir kafa ne denli doğruya dayanabilir, ne denli doğruyu göze alabilir ?[/size> Benim için gitgide değer ölçüsü bu oldu. Yanılgı (ülküye inanç) körlük değildir, yanılgı korkaklıktır... Bilgide her kazanç, ileriye atılan her adım yüreklilikten gelir, kendi kendine sertlikten, dürüstlükten gelir... Ülküleri çürütmüyorum ben, onların önünde eldiven giyiyorum yalnız...Nitimur in vetitum. ( [size=11pt>yasaklanmış olana erişmek[/size>tir amacımız ) Felsefem bu parolayla üstün gelecek bir gün; çünkü şimdiye dek, kural olarak, yalnız doğruları yasakladılar.

[size=7pt>[color=grey>Friedrich Nietzsche,
Ecce Homo- Kişi Nasıl Kendisi Olur ?, III.Parça s.8
Çev: Can Alkor[/color>[/size>
    ekip1 07-02-2008 16:11     #5/32    
author=İKNATON link=topic=8420.msg352820#msg352820 date=1193929438>
İşte Judeo/Hristiyan geleneğine göre insanları belli çizdige tutmak için oluşturulmuş
felsefe nedir problemi , tüm yolların artı veya eksi , geldiği nokta aynı.
Felsefeyi  , phileo" ve bilgi, bilgelik ile başlatmak bilgisizlikten başka bir şey değildir.
    ekip1 07-02-2008 16:12     #6/32    
author=prensesistar link=topic=8420.msg352831#msg352831 date=1193938087>
[glow=pink,2,300>konuşan ruhların lisanı[/glow>
    ekip1 07-02-2008 16:13     #7/32    
author=fikir link=topic=8420.msg352838#msg352838 date=1193944137>
Soruya, Martin Heidigger şöyle cevap verir, Nedir Bu Felsefe kitabında:

…..

''Nedir bu felsefe denilen'', diye sorduğumuzda, felsefe üzerine konuşuyoruz demektir. Soruyu bu tarzda sormakla, açık ki, felsefenin üzerinde, yani dışında yer alıyoruz. Oysa bizim sorumuzun amacı felsefenin içine girmek, içinde kalmak, felsefenin belirlediği tarzda davranmak, yani ''felsefe'' yapmaktır. Bu nedenle söyleşimizin yolu açık seçik bir yöne sahip olmakla kalmamalı; bu yön bize, aynı zamanda, felsefenin çevresinde dolaşmadığımıza, felsefenin içinde kaldığımıza ilişkin güvenceyi de sağlamalıdır.
O halde söyleşimiz öyle bir türde ve yönde olmalıdır ki, felsefenin konu edindiği şey bizi, kendimizi ilgilendirsin, bize dokunsun (nous touche), hatta özümüzde dokunsun bize.
Ancak böylelikle felsefe bir coşkulanım, heyecan ve duygu işi haline gelmiş olmuyor mu? ''Güzel duygularla kötü edebiyat yapılır''… Andre Gide’in bu sözü yalnızca edebiyat için değil, daha çok felsefe için gereklidir. Duyguların, en güzellerinin bile felsefede yeri yoktur. Duyguların irrasyonel olduğu söylenir. Buna karşın felsefe, rasyonel bir şey olmakla kalmaz, ratio’nun gerçek yöneticisidir de. Bu savı ileri sürmekle, farkında olmadan, felsefenin ne olduğuna ilişkin bir karara varmış olduk. Bu yanıtla sorumuzun önüne geçtik. Herkes, felsefenin bir ratio işi olduğu yollu önermeyi doğru bulur. Ancak gene de bu önerme, ''nedir bu felsefe denilen?'' sorusuna düşünülmeden verilen acele bir yanıttır belki. Bu yanıta karşılık hemen yeni bir soru sorabiliriz çünkü.
Nedir bu ratio denilen?
…..

Kaynak;
Martin Heidegger / Nedir Bu Felsefe Çev., Dürrin Tunç 1990
    ekip1 07-02-2008 16:14     #8/32    
author=karaprens link=topic=8420.msg352845#msg352845 date=1193951518>
çok bilmişe haddini bildirme yöntemi

kendini dahi sanan şarlatanı tanıma yolu

yanlışı bilme teknigi

    ekip1 07-02-2008 16:14     #9/32    
author=akrepv link=topic=8420.msg352847#msg352847 date=1193955090>
felsefe belkide beynimizin hiç ziyaret etmediğimiz kıvrımları arasında bir gezinti sağlayıcıdır,kimbilebilir
belkide hiçbişeydir felsefe,tıpkı bizim gibi bir hiç.milyar yıl sonra anılacakmıyız hiç birimiz,ya felsefe o anılacakmı,kimbilebilir.
    ekip1 07-02-2008 16:15     #10/32    
author=ice link=topic=8420.msg354197#msg354197 date=1195089030>
Felsefe hakikati arama disiplinidir. hakikate ihtiyacı olanlar onu felsefe üzerinden aramayı tercih ederler, hakikate zaten vakıf olduğuna inandığı için hakikati arama ihtiyacı duymayan inanç insanları için ise felsefe tukaka hatta tehlikeli bir araçtır.

Kendinize bir sorun hakikati arıyormusunuz yoksa hakikati zaten biliyor ve bunu başkaalrına öğretmeye mi çalışıyormusunuz? 

Eğer öğrenci yerine öğretmen olmak ve hakikati birilerine öğretmek istiyorsanız felsefe ile işiniz olmaz.

Gidin bir partiye kaydolun ideolog olun, Orada burada boy gösterin vs. vs. nasılsa herşeyi biliyorsunuz vs. Kafa bulandırmanın alem yok.
    ekip1 07-02-2008 16:15     #11/32    
author=pıtır link=topic=8420.msg357386#msg357386 date=1198186166>
hangi parti halk için kendini savunmuşsa,savunmasından öteye geçip parti tüzük proğramı içerisinde yok olmayla yüz yüze kalmıştır. tarih böyle örneklerle doludur.kral'la itaat etme isteklerine kendi insayatifini belirtmeden seçilmişe kul köle olmak,tarih tanımını ve ayrımını yaparken fransız ihtilalinden halk yığınları kendine örnek çıkartmakta çok geç kaldı sayılıyıyor.nedenine gelince insana yönelik,topluma yönelik hayat standartları,iş,emek gücünden kaynaklanan istek amaçlarının kategori'lendirilmesi sanayi devriminin gerçekleşmesiyle sendikalar adı altında örgütlenme biçimleriyle vucut bulmuştur kendine,seçilmişe karşı durmak için öz insiyatif kendini örgütleyemedi nedenine gelince temsili demokrasi adı altında gelişen insan hakları kanun klavuzu rönesanstan 400 yıl sonra kendine tanım bulmaya başlamış,tamamen insan yetişme tarz'ı ile kendini yetiştirmiş feodal baglar hala geri kalmış egitimden eksik yurtlarda devletten daha etkin olduğunu kanıtlamıştır.bunları dile getirirken hiç bir kaynak el üstünde sayılmaz öncelikle kendi yetişme tarzımızı göz önünde tutup degerlendirme aşamısını yakalamamız lazım,görülen olguları nasıl degiştirebilme aşamasına gelindiğinde geçmiş ile ciddi bir muğlalıkla karşılaşacagız önemli olan yeni toplum ırsi yapısı ne olacak ya kabullenmek yada yeniyi yaratmak,avrupa bu aşılmaz duvarı vatikan gibi bir merkezle aştı,dini tamamen devlet yapısından ayırmak süretiyle insan olmanın önünü açtı,insan oluncada üretim kendiliğinden ortaya çıktı???
    cosinus78 14-02-2008 14:22     #12/32    
Felsefe deyinca aklıma hep beyin değirmen ilişkisi gelir. çocukken hocam sölemişti. hocam dediysem imamdı. "beyin boş çalışmamalı evladım. zira tıpkı değirmenin taşları gibi bir birini yer" tabi bunun sonunda allahı ve ona duyulan imana da bağlamıştı ama ben bu sözü hiç unutmadım. Boş çalışmamamlı da ne olursa olsun öğütmeye hazır kocaman değirmen taşları mı acaba beyin?

Bu açıdan bakıldığında ben felsefeyi insan doğasının sorgulama ve düşünme gereksinimlerine bağlıyorum.

    zifir 19-02-2008 14:48     #13/32    
ne diyorlardı tam olarak hatırlamıyorum ama felsefe dinin huzursuz kuşkucu kardeşidir
    kopil118 19-02-2008 14:53     #14/32    
felsefe düşündüğünün en güzel kanıtının var olduğu kutunun sahibidir
    __sMyRnA__ 26-03-2008 13:03     #15/32    
Düşünme yetisini geliştiren zihinde farklı pencereler açtıran ve yorumlama gücünüzü hayal dünyanızı geliştiren bi olgudur...

belkide var olmaktır hayatta kimbilir...
    flzf 26-03-2008 20:00     #16/32    
Felsefe çok şeydir ama hiçbirşey üzerinden.
    __sMyRnA__ 27-03-2008 12:27     #17/32    
düşünüyorum o halde varım...
    muhakara 30-03-2008 17:18     #18/32    
felsefe iyidir.
    göçmen kızı 30-03-2008 17:19     #19/32    
bakış açısıdır
    bager426 30-03-2008 17:25     #20/32    
felsefe yeniden yaratiliştir.var olmakla yok olmanin kesiştiği,var olmayi bulmaya yarayanbir yol göstericisidir.
     
Sayfalar: [1] [2]
Benzer Konular:
1. Felsefe ve Demokrasi
2. Felsefe Sözlüğü
3. Felsefe_Metazfizik
4. Felsefenin Doğuşu
5. Felsefe, İdeoloji, Sosyalizm
6. Felsefede Tanri Kavrami
7. Felsefede Yöntem
8. Felsefe nedir?
9. Felsefe ne zaman işe yarar ?
10. Felsefe ve konuları
11. Felsefe idaelleri
12. Felsefeye Aykırılık
13. Felsefeye En Yakın Toplum/Kültür
14. Felsefe Nedir ?
15. Felsefenin Temel Konuları Sizce Neler Olmalıdır?
16. Felsefenin Derdi Para
17. Felsefeyi neden severiz?
18. Felsefenin Türlü Çeşitleri Üzerine
19. Felsefe size ne öğretiyor?
20. Felsefe İle İlgili Sorular ve Filozofların bu soruları karşılayan cevapları
21. Felsefe Sohbetleri devam ettirilsin mi ?
22. Felsefe ve Din
23. Felsefe İlkeleri Ve Eleştirel Disiplin Yasaları
24. Felsefe Bölümü Moderatörlüğü
25. Felsefenin Sarhoşluğu
26. Felsefeye Bakış
27. Felsefe Uygulanabilen Bir Şey Midir?
28. Felsefe Şeytanla Muhabbettir
29. Felsefenin Fakirliği


hasat.org SIFIR Forum * Felsefe * Siyaset * Kültür Forumları sitesidir