Rumuz:   Şifre:   

FELSEFE | SİYASET | SANAT | YAŞAM

HASAT.ORG > Psikoloji > Geçmişi Yeniden Yaşamak 55 kez görüntülendi. Paylaş
    kuzeys 23-08-2008 23:36     #1/13    
Beyninizde özel bir bölge uyarılıyor ve geçmişte yaşadığınız sıradan bir olayı en ince detaylarıyla yeniden yaşamaya başlıyorsunuz. Hem de o anda içinizden geçen tüm duygular ve koku, görüntü, dokunma hissi gibi duyularla beraber. Bu bir bilim kurgu filminin senaryosu değil, tarihten bir sinir bilim öyküsü.




1934 yılıydı. Kanadalı nörolog Wilder Penfield az sonra gireceği bir beyin ameliyatı için son hazırlıklarını da tamamlamıştı. Operasyon sırasında epileptik kadın hastasının duyma ve konuşma yetilerinden sorumlu temporal korteksinden bir parça alınacaktı. Ameliyat başlamadan önce hastaya sınırlı uyuşturma (lokal anestezi) uygulandı. Dolayısıyla bilinci yerindeydi, ancak operasyonun uygulanacağı bölgede acı hissetmeyecekti. Dr. Penfield epilepsi ameliyatları konusunda oldukça deneyimliydi. Hastalar bu ameliyat sırasında doktorla konuşabiliyor, sorduğu soruları yanıtlayabiliyorlardı. İlginç olansa, böylesi bir diyalogun beynin yalnızca bu bölgesi operasyon geçiriyorken gerçekleşebilmesiydi. Doktor, bu beyin bölgesinin niçin bu denli "özel" olabileceği konusunda her geçen gün daha da fazla kafa yormaya başlamıştı.


Beyinde temporal kortekse uygulanacak elektriksel bir uyarım hastaların geçmişteki sıradan olayları en ince detaylarına kadar yeniden yaşamasını tetikliyordu.



Ameliyat başladığında, Dr. Penfield'i oldukça şaşırtan bir gelişme yaşandı. Kadın hastası, beyin ameliyatı masasında bebeğini doğurduğu ana geri dönmüş olduğunu iddia ediyordu. Öyle ki, bu bir anıyı hatırlama gibi değildi. O anı yeniden yaşamıştı, tüm o duygusal patlamaları, acıları ve duyusal hisleriyle. Dr. Penfield, bu bulgunun psikiyatri alanında çığır açacağını düşünmüştü. Ne de olsa kişilerin geçmişte yaşadıkları olayların hâlihazırdaki ruhsal durumlarını nasıl da etkileyebileceğine dair fizyolojik bir ipucu elde etmiş olabilirdi. Bu etkiyi yalnızca kendisi araştırabilmek ve işleyişi derinlemesine çözebilmek adına konuyla ilgi olarak tam 20 sene boyunca bilim dünyasına tek bir kelime bile etmedi. Ta ki 1954 yılında bir sunumunda bulgularını kendisi gibi doktor arkadaşlarıyla paylaşana dek... Penfield konuşmasında temporal kortekste yaratılacak elektriksel bir uyarımın geçmiş deneyimleri uyandırdığını ve akan bir nehir gibi bilince taşındığını anlatmıştı. Hastalar, geçmişlerindeki herhangi bir zaman dilimini tüm detaylarıyla yeniden yaşıyorlardı. Bu deneyim, beyne yerleştirilen elektrot geri çekilene kadar sürüyordu.

Bu bulgu gerek tıp, gerekse psikoloji dünyasında büyük bir heyecan uyandırdı. Dr. Penfield, hayatımız boyunca bilincimiz yerindeyken yaşadığımız her bir olayın en ince ayrıntılarına kadar sinirsel olarak belleğimize depo edildiğine inanmaya başlamıştı. Çünkü gerekli beyin uyarımı yapıldığında değil yalnızca olayları, o olaylar sırasında hissettiğimiz duyguları bile yeniden yaşayabiliyorduk. Öyleyse hiçbir şey unutulmuyordu. Her şey, zihnimizde bir yerlerde kayıtlı tutuluyordu.



Sinir sistemimiz hayatımız boyunca yaşadığımız her anı tüm detaylarıyla saklı tutabilir mi?

Penfield'in bulguları yorumu şüphe uyandırmıştı. Çünkü sinir sistemi kapasite itibariyle sınırlıydı ve kişinin tüm yaşamı boyunca yaşadıklarının böylesi ayrıntılı kayıtlarını tutabilmesi mümkün değildi. Dahası sonradan yaptığı çalışmalar, konuyu başka bir platforma taşıdı. Bir ameliyat sırasında beyninde belirli bir nokta uyarılan hasta kavga eden bir adam gördüğünü söylemişti. Aynı nokta tekrar uyarıldığında gördüğüyse yol boyunca yürüyen bir adam ve köpek olmuştu. Penfield, hastaların yaşadıkları bu deneyimin psişik bir sanrı ya da algısal bir yanılsama olabileceğine ancak geçmişe dair kaydın yine de temporal kortekste, bu bölgeyle ilişki içerisinde bulunan hipokampüste ya da bu alanlardaki gri maddede tutulduğuna inanmaya başlamıştı. Olaylara dair yargılara gerçekleştikleri sırada varılıyor, daha sonra zihne gelen yeni kayıtlar geçmişteki bu bilgilerle karşılaştırılıyordu. Dr. Penfield'in bulguları yalnızca tıp alanında değil, bilişsel psikologlarca da yıllarca tartışıldı. Bugün, belleğin sınırlarına ve sistemin nasıl işlediğine dair çalışmalar halen sürüyor.

Kaynak: The Role of the Temporal Cortex in Certain Psychical Phenomena - Wilder Penfield, M.D.- Article Review by John A. Speyrer

    fikir 28-08-2008 19:07     #2/13    
Hem sevindirici hem korkutucu. Bence herşey yaşadığı zamanda kalmalı.
Bu durum insanda daha büyük ruhsal bozukluklara sebep olabilir.
    conan 29-08-2008 12:13     #3/13    
bence geçmişi yaşammalı sadece geçmişten ders çıkarılmalı.
    derya 29-08-2008 12:19     #4/13    
author=nobodies link=topic=51770.msg421899#msg421899 date=1219523764>

Sinir sistemimiz hayatımız boyunca yaşadığımız her anı tüm detaylarıyla saklı tutabilir mi?



Kayıtta tutmak istiyorsan tutarsın. Bu sana bağlı.
    Mayapan 29-08-2008 15:11     #5/13    
Çok güzel bir başlık olmuş ve oldukça ilginç, bununla ilgili bir film izlemiştim hatta.
author=derya link=topic=51770.msg423098#msg423098 date=1220001553>
author=nobodies link=topic=51770.msg421899#msg421899 date=1219523764>

Sinir sistemimiz hayatımız boyunca yaşadığımız her anı tüm detaylarıyla saklı tutabilir mi?



Kayıtta tutmak istiyorsan tutarsın. Bu sana bağlı.


Bu makale bu durumun iradeye bağlı olmadığını anlatmış biraz da.Veriler senden bağımsız gidiyor ve diziliyor fakat pasif bir halde saklanıyor.
    derya 29-08-2008 16:53     #6/13    
biliçli bir aktiflik yaratrılmaz değil.
    Mayapan 05-09-2008 09:25     #7/13    
Siz bunu başarabiliyor musunuz derya?
    derya 05-09-2008 09:30     #8/13    
galiba gibi. geçmişi anlatmaya başladığımda, benimle olanlar hatırlamıyorlar. ama ben herşeyi hatırlıyorum. Buda bana unutmuyorum izlenimini verdi. Ama herşeyi hatırlamak kötü.
    unutmak olmasa eğer, yeniden doğuşlar zorlaşır.Ben sadece mutlu anlarımın kalmasını isterim, ama üzüntülerinde, sevinçlerinde yanyana olduğu bir dünyada, unutmuyorsan. zor iş.kalanı unutmadan yaşamak.
    Mayapan 05-09-2008 09:34     #9/13    
Her anı mı, her haliyle mi ?? hatırlamak değil kasıt, kayıt !!
    derya 05-09-2008 09:37     #10/13    
sorgulayarak yaşamaktan da kaynaklanıyor olabilir. sorgularken tekrar ediyorsun. tekrarsa unutturmuyor. günü geldiği gibi yaşamak ve bitirmek, ne kadar kalıcı olur bilemem. kalıcı olmasını sağlayan sebepler vardır mutlak. bunları bilemeyeceğim.yarar_zarar ilişkisi belirler sanırım bunu.oda bir eğilimdir.etkendir bazı şeyler.Belkide iyi bişi değil.
    Mayapan 05-09-2008 09:43     #11/13    
Bilemiyeceğim bu karışık bir durum fakat bazı savantlar var örneğin gördüğü her şeyi kayıt altına alan bilinçlice değil tabi bu ya da bir kitabı bir saat gibi çok kısa bir zaman diliminde okuyup bitiren ve bunlar hiç bir zaman unutmuyorlar yani unutmak diye bir kelime yok bunların hayatında amma velakin herkesin yapabildiği günlük hayatlarını idame ettirebilme yetilerinden yoksun yaşıyorlar ve bilim insanlarının hararetli bir biçimde ilgi alanlarında yer alıyorlar, hem olağan üstü hem de bir o kadar muhtaçlar !!
    derya 05-09-2008 09:50     #12/13    
:)
kitabı unutmamak, masal aleminde kendini o masal kahramanı gibi görüp, günlük yaşamı idameyi engelletmek yanlış. Birbirimize karşı sorumluluklarımızda yanlış davranmamıza sebep olur. aslında oturur, bunu irdelemek zorunda kalınılır. nerde, nasıl, ne şekilde, niçin v.s.? yaşamda gerekenler çekip alınıp, kaydedilip, yeri geldiğinde kullanmalı. Bri tarafa ağırlık verdiğimizde, başka alan es geçilmemeli.insan muhtaç evet.
    conan 05-09-2008 12:59     #13/13    
şu anda Bazı kişilerin geçmişi yaşaması gibi. Özellikle Türkiye Cumhuriyetinde çok var
     
Sayfalar: [1]
Benzer Konular:
1. geçmişin, anımsadığın/bildiğin kadarıdır
2. Geçmişi Yeniden Yaşamak


hasat.org SIFIR Forum * Felsefe * Siyaset * Kültür Forumları sitesidir