Rumuz:   Şifre:   

FELSEFE | SİYASET | SANAT | YAŞAM

HASAT.ORG > Sanat Çalışmalarımız > İstanblue 51 kez görüntülendi. Paylaş
    istanblue 20-08-2007 00:07     #1/23    
Adına düşen bu yazgının adı uzun bir yalnızlıktır
kapısı hiç çalınmayacak hem de.


İç çekişlerimin kara parçasına yaslıyorum devrilmeye yüz tutmuş umutlarımı
Ellerimde duruyor gözleri kayıp şehirler,
dili damağı kuruyan şarkılar dönüyor etrafımda.
İçimi acıtan konuşmalar,
susun biraz
…ne olur susun.
Dağıldım ,
sevimsiz bir muştu sabahlarıma  erişirken.
Kırıldım ve tokatladım güneşi!
Anladım benim  tek sahibim karanlık şimdi.
Duruşlarımın devrilen sol yanı ;
ellerinden başlayıp ayakuçlarına  kadar indi sızı
Artık dindiremezsin
gidemezsin
ve düşemezsin yollara,
…İzinsizsin!
Bırak  küllerini  savursun bu akılsız rüzgâr.
Sen  derin bir soluk çek
ve bir şiir daha kanat kimsesizliğinin başucunda
unutma ;
´´ayrılık hüznün diyalektiğidir.´´
Nerde, ne zaman ve hangi vakitte gelir bilinmez?
Adına düşen bu yazgının adı uzun bir yalnızlıktır,
kapısı hiç çalınmayacak hem de.
Sen sen ol kaptırma yalnızlığını kimselere
Zaten onu alacak yürek de yoktur…
…Kapan içine
çek perdelerini, otur ve şiirini dinle
(…)
    kremtluin 20-08-2007 00:41     #2/23    
istanblue şiir güzelmiş

-azlık-

kapattık kapıları. şiirlere.

biraz yürüyeceğim

biraz denizi izleyeceğim

biraz dalgakıranda oturacağım

biraz martılara güleceğim

biraz köşeye sineceğim

biraz içime kıvrılacağım

ben bir azım



kremt luin (yırtıcı mavi)


    prensesistar 20-08-2007 00:52     #3/23    
dur nolur demedıgım tum gıdenlere
gıderken kendınızı goturmeyısınız
ne yaptıgınıza degıl nedenlere
hepsıne bır sunger
gel dıyemedıklerım sıze sozum
belkıde ılk ıtırafım
bır fılozofda sver hemde delıce
susun gulmeyın
kendımle bırakın benı kırletmeyın
ama kırılmıs bırının nesı olabılırkı
dokuntulerınden baska
gelmeyın gelın demıyorum
ayaklarınız cıplak yaralanmayın
susun gulmeyın
bır fılozofda sever hemde kadınca
ve korkar kaybetmek adına
sımdı durun susun gulun
ne yaparsanız yapın
bır kırılmısın hıc bıseyı olmaz
kendını koruyan parcalarından baska
sımdı durun bakın konusun
kosun kendınızden kacın
goturemedıklerınzdenn
benı benımle bırakın
hep oldgum gıbı kendımle
    istanblue 20-08-2007 01:27     #4/23    
Gittiii!..
Kanatları yüreğimdeydi...
Kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi...
Yitirdim o aşkın kimliğini...
...Hükümsüzdür!..
    istanblue 20-08-2007 01:58     #5/23    
Kıskanacağım insan için, ilk başta "zekasını sadece uçkur üzerinden kullanan ACİZ" olmama kriteri bulunur? (sınıfta kaldın bu kriterde, başka kriterleri sıralamama gerek kalmadı bu durumda!)
Hamallıktan kastın da eğer güzel lafları paylaşmaksa, tam isabet!
ahenk konusuna gelince de, senin  uçkurlarla ritim tuttuğun eylemin adı sadece ve sadece dengeziliktir. bir önceki mesajın içeriğinde bulunan, "hırlama" konusuna içtenlikle katılıyorum...
    jiuzhaiGOu 20-08-2007 02:07     #6/23    
[move>[glow=red,2,300>”Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı”.[/glow>[/move>
    şarkısı_beyaz 20-08-2007 02:31     #7/23    
sayfa nede guzel başlamıştı oysa..şiirlerim vardı..aşağılara indikce sayfanın rengi değişti ve kayboldu şiirlerim..mimarı da sensin blöf..istikbal ne yerde ne gokte...çünkü o da kayboldu..gozlerini bilmem ama şiiri maviydi istanbluenin..kara bir bulut sardı göğü sonra..çamur yağıyo şimdi sayfalara...evet mimarı sensin..neden bırakıp gitmiyorsun..yada neden  guzel bi şiir yazarak affettirmiyorsun kendini..senin olmayabilir..soyle istanblueye sana gondersin bitane..emin ol kırmaz seni...hadi canım bi dene bakim şansını...
    istanblue 20-08-2007 15:15     #8/23    
" Arıza çıkarıyor diye hayıflandığın yüreğine…”


Yorgun bir gecenin ardından düşürüyorum tüm satırları. Eteklerinden topladığım deniz kabuklarını diziyorum gözlerimin çıplak yalnızlığına. Dilsiz kelimelerini sarıyorum dudaklarımın uçuk bağlamış yalnızlığına…Kekeme gecelerim sobelemişken beni, sen çöz beni…Sen sustur bana sırt dönmüş suskunlukları. Ulu orta yaz beni satırlara.. İlmekle beni mürekkebinin sevda kokan ucuna..Vur beni yollarına..Öldür beni gecelerinde..Sonra tekrar doğur beni dudaklarının iki yakasında. Sırtını dönmüşken tüm cümleler bari sen tut beni dilsiz öznelerimden...Varlığınla seninle yeniden tanımladığım kirpiklerimden öp beni..Senden uzaklarda gözlerim Kerbela sancısında kavrulurken, sen Yusuf gözlü aydınlıklar bırak demir kapıma. İnleyen sabahıma gözlerini doğur..Yüreğimin kekeme yalnızlığında tel tel yanarken dudaklarım sen yüreğime iliştir öznelerini. Notalarını sadece senin bildiğin şarkıları haykır bana. Kelepçeli olsa da kanatların, sen yüzünü Cennetime çevir..Sınırını bizim çizmediğimiz zamana inat topuklarını vur suskun ayaklarıma. Sesim ol sesimin kanadığı suskunluğumda. Hadi dudaklarında tazeliğimi yitirmeden söz ver bana; kader ne yaparsa yapsın adım dua olsun kıblesi sevda olan dudaklarına..Sürülse de bıçaklar boğazına, gözlerim aydınlığın olsun Züleyha boyu karanlığına..


Limanlarına al beni..Gözlerinin iç denizlerine kabul et beni. Deniz kokularını kat bozkır kurağı dudaklarıma...Adının geçmediği alfabemi yık..Kur yeniden dilimin cümlelerini..Çöz beni karanlıklarımdan. Bana giydirilmiş deli gömleğimi çıkar yüreğimden.. Sevdanı giydir üzerime…Sonra da gözlerini düşür gölgelerime..Öp beni gülüşleri yaralı kirpiklerime..Sarmala beni, yağmala bendeki beni..Düş beni zayi defterlerinden..Vur beni…Kanasa da yalnızlığım, sanadır nefes alışım..Düşürdüm kendimi beli kırık geçmişimden..Kırdım aynadaki basiretsiz gençliğimi..Gayri sana adanmışım.. Gayri sen olmuşsum…Ne önemi var bende olmayan benliğin..

Köklerimi söktüm bedenimden..Şimdi umut zamanı. Yeşerme zamanı..Dallanıp budanma zamanı…Hadi kendimin katili oldum..Gözlerinde temize çek beni…Zanlı geçmişime inat sen al beni kıyılarına..Al Bak işte yüreğim avuçlarımda..Ha düştü ha düşecek…Tut beni..Gayri nefesim, benliğim senin zabtına geçmiştir..Gayri ben SENİNİM..Sadece senin…

" Tüm sorularının cevabını gözlerimde bulan kadın; "

Gecikmişlerini bırak artık..Benim adıma düşsünsen de bırak ben seni yaşayım..Yorma kendini..Düşünme yarınlarımı..Sen yaşarken ben hep baki olacağım..Dilinin ucunda birikse de özlemin bırak yutkun benli yalnızlıkları..Gözlerinden düşmesin tek bir gözyaşı..Bize reva görülse de üçüncü sayfa cinayeti..Vurulalım be can vurulalım. Düşsek aynı kaldırıma..Üzerimiz gazete kağıtlarıyla ulu orta örtülse..Kanı çekilen ellerimiz birleşmişken direnmesek yaşamak için…Hani hep sana yakıştırdığım beyazı beraber giyinsek..Sonra da sussak..Ölümü kutsasak dudaklarımıza..Öznelerini yitirsek hayatın, devrilsek imla hatası bol cümlelere..Yutsak dudaklarımızda biriken ölüm acısının kutsal matemini..Sonra koşsak denizlerin üzerinde.. Birer birer aşsak uçurumları..Zılgıtlar kulaklarımızı tırmalasa da kızımıza kavuşsak..Bize ithaf edilecek binlerce suçu kabul edilip tüm faili meçhul aşk cinayetleri üstlensek..Kırılsa da kalemimiz, biz özgürlüğümüze kavuşmanın heyecanı ile binlerce türkü yaksak.. Zanlı sandalyesinde infazımız büyütülürken biz sevdanın baş harfine uzansak…Zan altında bırakılsa da sevdamız temize çekmek için tüketmeyelim kelimelerimizi. Bizi “ bizden “ daha iyi bilecek olmadığına göre ne yarar ki tüm bedbin sıfatların bize ithaf edilmesi..Neye yarar ki ölü bedenlere iftira kurşunlarının seferber edilmesi..Biz gökyüzüne iltica etmişken neye yarar ki kanatlarımızın kırılması…Adsız…Tanımsız bir yere gömülmek olsa da kaderimiz…Ellerimiz yan yana..İsimlerimiz ise yan yana…


Ölme diyorum sana.. Ölme..Sakın bensiz teslim etme nefesini Azrail’in avuçlarına.. Ben olmadan sakın kanatlanma sakat doğmuş yarınlara...Sehven olsa da bırak adımı adının yazmadan terk etme bu dünyayı..Peltek konuşan bir bebe sevdamızı haykırmadan gitmek yok gündüzleri kanamalı zamanlardan.Yağmurlu bir günde öpüşmeden, gözlerimiz gözlerimizde sevişmeden ayrılmak yok masal yüzlü sabahlardan..Sana diyorum sevgili..Sana…Gitmek yok diyorum..Noktasını koyma cümlelerin..Devrilse de imla bozuklukları üzerine sakın ödünç verme öznelerini.. Ben gelmeden sakın ölme işte.. Ölme diyorum..Ölme…


Çıkar üzerinden kekeme yalnızlığı.
Giyin üzerine beni…
Soyun dudaklarındaki umutsuzluğun koşul eklerini..
Haykır bizi…
Susabildiğin kadar sus kangren susmalarında..
Dudaklarımda birikmiş imla hatalarını çöz..
Dilsiz olsa yüreğin,
Sen gözlerinle konuş..


Çöz beni karanlıklarımdan..
Hadi aydınlığına doğur beni..
Vakit dar,
Vakit geç…
Olsun can be…
Kefenle her şeyini..
Ötele sana biçilmiş imla hatalarını..
Bırak cümlelerin öznesiz olsun..
Yaşamak için cümlelere gerek yok ki…
Hayat susarak da yaşanabilir çünkü..

Kapat perdelerini..
Sustur gözlerini..
Güneşi devir gecelerime…
Gözlerini çevir gözlerime..
Dudaklarını vur kirpiklerime..
Öznesiz bir hayatın da yaşanabileceğini göster..
Devrilse de imla bozuklukları,
Ölme sakın..
Ölme..

Kerbela,
Hasan ile Hüseyin’e kavuşmadan
Yitip gitme uzaklara..
Gitme diyorum…
Kudüs’te ettiğin dualara âmin sesi karışmadan
Ölme diyorum sana..
Ölme…

………
Yaşa beni,
Faili meçhul yanımla..
Yaşat beni,
Dilimin ucunda birikmiş
Yusuf yüzlü suskunluğumla…
    istanblue 20-08-2007 21:32     #9/23    
Öp beni tenimden şehrimin ince ayazı. Kapanmayan yalnızlığımın yoluk saçlarını avuçla. Diken bitmez kanayan acından. Ben güle duruyorum deli türkülerin kıvamından… 

Ve aşk tadını dilime bıraktı dersem… İnanmayın bana. Kim olmuşumda dilime dolamışım yanık kokusunun sahibini. Kim olmuşum… Destursuz çalmadım hiçbir kapıyı. Kapı önünde kalmayı hazmetmezken benliğim, uzun gölgelerin ardından ayakuçlarımı kanatarak erişmeye çalıştım göreceklerime. Olmadı. Sonra sıyrıldım telaşsız meydanlardan. Bilmediğim yolları kimseye soramayacak kadar başım önümde eğik, konuşamayacak kadar yorgun kaçtım. Biri gelip durduracak gibi geldi hep. Artık mola yeri bitti deyiverecek. Her gözde aradım o sahiplikleri. Deliye vururken adım her gözde aradım…
İsmime eklenenleri yastık altı ederek, kendi kendimi çarmıha geriyorum artık. Bırakın acıyı, ninni iniltilerde uyumaya duruyorum. 
Göremediğim ne çok şey var biliyorum. Ağır gelen korkularından kaçarken, her bir deliliği yüreğime yük bırakarak kapanıyor gözlerim. Oysa bakacaktım daha. Sağ elim sol yanıma semah durmuşken, selamımı salacaktım. Kahır yok diyecektim, acı kaçak diyecektim. Al fistanlara sar bedenini ve kalk ayağa diyecektim…   
Geceyle gündüzün adı aynı oldu. Birinde ışığa kaçtım, birinde karanlığa. Hepsinde bir eşkıyalık ardına saklanmak yani. Güçsüzlüğü bağırarak kovalamak. Sus payı düşürdüğüm dilim, hücrelerime doldurdu seyre dalmayı. Bakarak öğrenilmeyen hayatı sindiremedim içime. Güzeldi adım bilirdim. Hangi zamana saklanıyordu dengesini çoktan yitirmiş yalnızlıklarım? ...Hangi zamanda gölgesini uzatmak için sinmişti yürek dalıma aman vermez aldanışlarım? ...
Solgun papatyaları avuçluyor şimdi ellerim. İç kanamalı bir hikâye bu, biter bir gün bilirim. Koluma takacak bir şeyim yoksa giderken, geldiğim gibi derim aynalardaki boş bakışlara. Gelmek yazılan yazgımı, gitmelerle dinlendirirken sulanan ağzım nelerin yamacında. Oy bu gece karanlıkları! Avutun içimdeki bilmeceleri. Geriye gider gibi yaparken yaşam beni tutun yaralı yanlarımdan. Yakışmaz uçurum taşları, yorgunluğa çalmayan bu taze ayaklara. Ezme papatyaları gönlüm…    Şimdi, Bir kavganın bitişinde barışa kanmak gibi, kuytu bir yere asıyorum doğrularımı. Yanlışlar doğruları bir kez daha götürürken türkülerimden, ellerimi kanatan bütün telleri söküyorum sazımdan. Her tınısını meçhule salan dizginsiz yollara asıp unutulan notaları, içimi dönüyorum gizli sığınaklarıma. Susun kuşlar uçmayın bu ıssız göklerde. Susun kuşlar…Deli kız türkü söylüyor.
    istanblue 20-08-2007 21:39     #10/23    
Ne oldu? Süngüler mi şahlanıyor şimdi? Anlamını lügatte ararken savaşın, cephede yankılanan bu toy ses senin mi? Kibrit kutusunda uyuyor kapı gıcırtısından ürperen düşlerin. Küçük bir alev buhurunda… Çocuksun hala fark ettin mi? Tüyü bitmemiş kuş. Açsın bir şeylere, bir türlü dillenemedin. Okşamak istiyorsun boş mavileri; kanatlanamadın. Sırtın on yedilerde. Yüzünü sürgün ettin, bozgunlarına boyun eğmiş mekânlarına…

Ne oldu? Yorgun zaferlerin bileği mi bükülmüş? Portresi var orta yerde şimdi galibin. Çehresi yüz tutmuş silinmeye, az biraz belli. Çok kişiye aşina, sana ırağın da ötesi. Hadi kamçıla yine. Dizginini koparmış ukala umutların resmini çizmeye kalkış yine. Kuytularında söktüremediğin şafakların…

Alnına çalınmış derin çizgilerde simetrisini arardın yalnızlığın. Duvarların isine iz bırakırdın ellerinle. Bence vazgeç artık karmaşanın formülünü çıkarmaktan. Boğuşamıyorsun kuduz maskenle…

Ne oldu? Dilin dönmüyor mu artık o şiire? Vardı ya hani; “vurun ulan vurun, ben kolay ölmem…” ne de yaban bu sözler sana. Tanıdın mı birini hangisi sen? Bırak yalanı kendine. Eri değilsin sözünün, arsız oyunbozanın ta kendisisin. Lanet yağdırma boşuna aynalara, dönüp de hangisi sana çarpacak? Çıkar da şu miğferini, maskeni, çırılçıplak çınlamanın tadına varsın gözbebeklerinde yaşların…

Sarı bir hücreye kilitlemişsin bedenini. İçin kuru bir çalı dibini siper tutmuş. Köşelere sıkışmış tebeşir kokulu resimlerini yıkayınca gözlerin, adının gecenin yarısı için titreten gök gürültüsüne kaptırdığın hikâyeyi ve ardından sonu saklı şiirleri kazı bileklerine.
Nasıl da konuşursun şu yalazı aynalarda zifiri gölge üstüne serpilmiş ıslak toprakla. Sonra ölü bir toprak tutuşur gözünde. Sanırsın ki hiç sönmeyecek…
Sanırsın ki bu şehir sende patlayacak…
Sanırsın ki toprak hep ateş kokacak…
Ve o an donakalır kirpiklerin. Sensin yürümez o tarafa. Çünkü hep sanırdın…

Ya şimdi? Şimdi ne oldu? Ayların on üçünü mü bekliyorsun? Kırık kanadındaki ılık kanı çekilip rengi yere mi çalındı? Can çekişmeden, zamansız mı can verdi sevdan?!!
    deliçocuk 21-08-2007 00:47     #11/23    
bilirim aşkın açılımını
bendeki siyahla beyazın kardeşliğini
bilirim mavinin anlamını
...................
.....................
..................
bilirim bilirimde tüm bunları
ama nedendir bilmem
sewgilim yoldaşım
iki  kelimede bir küfre karışıyor sözcüklerim...
    istanblue 21-08-2007 00:50     #12/23    
ah hayat....
ne olur benim için renksiz bir bayrak yak!!!
    istanblue 21-08-2007 11:00     #13/23    
1-Üşümek

Sevişmek, gelmiş ve gelecek olan bütün insanların yıkamaktır ayaklarını.
Sen nerden bilebilirsin bir şeyin ne zaman bir parçası olduğunu...
bir başka şeyin...
Birleşmiş milletler niye birleşmişse,
o yüzden gizli gizli bakışır âşıklar.


2-Burada Yada Orada Ağlıy-Cazzzz

Do sesini çıkartır dünya dönerken.
Ters dönse, mi bemol.
Gittikçe yalnızlaşan bir put var çarşıda,
kapanınca akşam ışıkları çarşının.
Ödüllendiriyor insanlar koleradan ölenleri
ve bunu bir yere kaydediyorlar.
Öyle bir yer ki,
bununla birlikte ağzı tatlanıyor insanların.


3-Can ile Yada Öfke Dolu Bir Ah ile

Gürültüyü bastıran bir sessizlikle geçiyorum,
hayat diye belledikleri şeyin önünde
bir çuval incirle bekleşen kızların dudakları önünden.
Bir çuval bulgur ağlıyorlar.
Gözlerinde pirinç.
Ellerinde çarpanlarına ayrılmış bir haysiyetle oturuyorlar masaya.
Masada diferansiyel hesaplamalar,
dünden kalma iki kırgınlık...
bir deniz...
dokuz kalem...
altı rakam...
bir banka...
bir sürü aydın...
binlerce şair..
bir devlet dibi...
biraz kurbanlık bufalo.
Uzaklarda bir et sineği. Vızz…
    istanblue 21-08-2007 15:36     #14/23    
Birinci gün

İyi ki diyorum çok zaman ve çok yol var aramızda. Hadi başka bir ülkenin yasına benzet beni, benim gibi, çifte yaşat sessizliği… Simdi lütfen " Sessizlik "


İkinci gün

Bir pazar günü kadar sakin ve yastayım. Susmalıyım, çok susmalıyım küçücük cümlelerimle. Küçük ellerim ve öfkenin tek nöbetçisi gözlerimle. Öyle çok küçültmeliyim ki ismimi, küçüklüğüm sana büyük gelmeli yokluğumda, ki, elbet bir gün dinecek öfken… O zaman da iyi bak bana…


Üçüncü gün

Bak üçüncü günün sonunda özlerim demiştim. Koskoca İstanbul var ya, şimdi benimle birlikte seni dileniyor sessizlikten, anla işte ne kadar çaresiz kaldık bu sabah. Gizlice mendil serdik sabrın önüne, bir kuruş konuş diye benimle…


Dördüncü gün

Sansürledim sesinin rengini. Bir kaç gün, belki daha da fazla, iyi gelmiyor baş ağrısı yapıyor bende. Sanırım şu sensizlik diyetimle ilgili, yan etkilerin sancıları bunlar.

Kalbime çeki bağlayıp oturuyorum, yaslı ya, hiç dokunmuyorum, huyuna suyuna gidiyorum. Terslesem şimdi, her şey ters tepecek içimde biliyorum...


Beşinci gün

Koskoca bir ülkeye meydan okuyacak kadar ayık olduğumun farkındayım, oysa şimdi ne belki(m) var ne de keşke(m) o kadar nötr kaldım yani kendime…


Altıncı gün

Hesaba kitaba verdim kendimi, bir çözümü olmalı elbet. Formülü nerde saklı bu öfkenin.  İzninle bir suç elde etmeliyim, hesabım tutmazsa bil ki suçum, Canımsın bağışla…


Yedinci gün

Ne memleket ne gurbet, inan ki zerre kadar gözüm yok artık hiç birinde…


Sekizinci gün

Kürtçe düşünüp Türkçe bitmeye çalıştıkça cümlem, tıkanıp kaldım gidişinin önünde. Sen bir gidiş gittin, ben çifte yaşıyorum hâlâ iki kültürden bozma kederimi…


Dokuzuncu gün

Sus, sus diyorum sabrıma bu onun Zaferi ve sana benzeyen bir bayrak açıyorum alnımım tam ortasına… Sorma, bugün çok şenlikliyiz...



Onuncu gün

Hep gülümseyerek geleceksin hatırıma, bu yüzden güleceğim satır aralarında. İyi bak bana…


On birinci gün

İstanbul sokaklarında bir durak seçtim, indirdim öfkeni. Yanına bensizliği verdim, tek kelime etmeden çekip gittim…
Yolunu bulur akşama dönerse yine, bil ki hâlâ kırılmaya hiç müsait değilim sana…


On ikinci gün

Seveceğin bütün bulutlarda öfkeni arayacaksın bundan sonra. Ama artık o benimdir geri veremem, öfkesi kayıp yaşayan Kahraman…


On üçüncü gün

şair bir öfkenin sahibisin ama unutma, seven bir çocuk var o görmediğin yakınlarında. Yine de durup durup hep çık sen karşıma, üzgünüm ama kırgın değilim sana…


On dördüncü gün

Bir kez olsun ismini yüksek sesle söylememeyi unutmayacak kadar, ömrüme saklamıştım ben seni.
Simdi duyulmuyorsa imdat çığlıklarım, bil ki sevgimin tuzağına yardımsız düştüğümdendir…


On beşinci gün

En son dün gece seslendim sessizliğine. Bu kez yokluğun bile cevap vermedi, kızdım mı ne, öfkeni bir bardağa doldurup sesinin yankısına teslim ettim. Boşluğa her seslenişinde, bil ki içi bulanık su lekesinden buhar olup uçmayı deneyeceksin. Kim bilir belki de yenileceksin.

Bardağın ölçüsünü ve ne zaman tükeneceğini merak ettiysen, dön bir bak kendi içine, ömrümün aynası…


On altıncı gün

Kimseden sormuyorum seni… Biliyorum ardına gizlendiğin imgelerin kadar iyisin…


On yedinci gün

Bazen de böyle hiç görmeyeceğin şekiller çiziyorum mektubun boş kalan yanına. Mesela ters çevrilmiş piramitlerin gölgesinde gezinen yüzsüz bir deveci, satır aralarından süzülerek sana koşan Nil nehri…

Sonra Edith Piaf’ın sesinden kopan kederin altında, Galata kulesi ile İstanbul’un buruk gülümsemesi. Kurşun kalemin dolduruşuna gelmiş bulutun, Marmara Denizi’ne nehrine sitemi…

Seni sevmek, iki farklı iklim demekti



On sekizinci gün

Nokta olmayı bile başaramamışken, gidişinden sonra nasıl kendime çaresiz bir vak’a olarak geri döndüm ki. Kızmaya başlıyorum öfkenle öfkeme, izninle.


On dokuzuncu gün

İşe yaramayan diyetler listesinin yan etkileri hep geçe başlar…


Yirminci gün

Sadizmliği tuttu günümün. Durduk yere karamsarlığa veriyorum düşüncemi, daha ne kadar sürecek bu işkence. Sorular cevap bulsun diye, hâlâ kobaylık ediyorum kendim, kendime. Öfkenle dolma bir fırında, ellerinle körüklüyorum ateşimi. İçim hiç bilmediğin bir biçimde ağıt yakıyor turuncuya, hadi sustursana beni…


Yirmi birinci gün

Sabrımı ipe götürmek için susuşun yeter mi sandın, öyle cesurum ki. İzmir’in arka sokakları ve İstanbul’un kız kulesini öfkene bağışladım, al şimdi Memleketin üstü de sende kalsın…


Yirmi ikinci gün

Yokluğunun kelimesiz kaldığı bir gün, işte bugün kendimi öz dilimde tükettim ve sen, Fransız kaldın öfkene…


Yirmi üçüncü gün

İçimi sevdiğini söylerdin hep, al bugün içimi yokluğunla doldurdum, biraz da sen sev kendini…


Yirmi dördüncü gün

Elimi yanağıma bağışladığım günden bu yana kaderci oldu tüm bekleyişler. Kelimeler tesadüfün içinden seçilmez oldu, o kadar ki, öfkenle bile konuşamıyorum.

Sen gidince umurum da gitti peşinden, hem ne değeri var ki bol imla hatalı cümlelerimin. Sen çoğul sevginin tekil Kahramanı… öfkesi şiir… susuşu duruş… Ve sen yine bende…  sadece sevdiğim değil misin???

Yirmi beşinci gün

Hep aklımın uzaklarında sarıl bana, aklıma aklında olanlar düşünce, seni kaybetme korkusu giriyor fikrime. Yarınların çok uzağında, hadi sarıl bana…


...
    deliçocuk 21-08-2007 15:42     #15/23    
Sekizinci gün

Kürtçe düşünüp Türkçe bitmeye çalıştıkça cümlem, tıkanıp kaldım gidişinin önünde. Sen bir gidiş gittin, ben çifte yaşıyorum hâlâ iki kültürden bozma kederimi…(istanbluueee)

ve günsüzlük allahsızlığa benziyor...rüyalarımı bile benim olmayan bir dille görüyorum..hayır senin dilinden anlatamam sewgimi sana...
sana dilimden türküler veriyorum  anla...

    istanblue 21-08-2007 15:45     #16/23    
kawmim kucak açmış kışa...
neylesin  leylim baharın solan çiçeklerini...wurulmuş işte kawmim kardelene...gelinciğe...
güle medet ummak sence de saçma değil mi?
    deliçocuk 21-08-2007 15:57     #17/23    
gül aristokrat sofralarında bülbüle ihanet anındadır.
gelincik ise bir dağ başında iki kayanın arasında narin ,topu topu üç yaprak varlığıyla karşı durur rüzgara fırtınaya
berfin bir mülteci kampındadır...gülüşü soğuk gözleri donuk..
günlüğe düşşün bu notlar...
ülkemde gökdelenleri de aşacak bir güneş doğacak..
berfin kahkaha anında kendini zozana vuracak....
    istanblue 21-08-2007 17:39     #18/23    
deli'ye ithafen...
aşksa bitti... gönülse hiç yanmadı... bul kendine korkulardan hadi al....
seninle bir bütün olabilirdik...
hoşçakal canımın içi hoşçakal...
hoşçakal iki gözüm hoşçakal...
    istanblue 24-08-2007 15:33     #19/23    
aşk herkesi kırar biraz
eksilmesin acısı şükret...
warsın ağlasın dalda kiraz
herkes kendine sürgün biraz...

çocuk gülüşün dünden bir yara
aşk bize sırdaş...
günler gelir de büyürüz elbet
aşk bize gurbet...

kapansın yarası şu gecenin
ayrılıklar örtsün üstünü...
kimim kimsemdi ah gözlerin
gidecek yeri yok hiç kimsenin...

ay ışığı dalga kıran
yarada tuz aşktan kalan..
ay ışığı tende bıcak
giden sürgün kalan kaçak...
..aşk bize sırdaş..
..aşk bize gurbet...

    istanblue 24-08-2007 15:48     #20/23    
bu yolun sonu sana warmalıydı...
..öyle demişti kahin...
üç wakte kadar mıydı, neydi..
üçüncüsündeyim şimdi waktin...
yapacak bir şey yok...
..basamakları çıkıyorum..
basamakları çıkarken, sonuncusunda..
..düşüyorum...
...üşüyorum..
...şüyorum...
...yorum..suz....
şiiri kapatamıyorum ben nedense...
hep orda bi yerlerde....
     
Sayfalar: [1] [2]
Benzer Konular:
1. İstanblue


hasat.org SIFIR Forum * Felsefe * Siyaset * Kültür Forumları sitesidir