Rumuz:   Şifre:   

FELSEFE | SİYASET | SANAT | YAŞAM

HASAT.ORG > Anarşizm > Kürt Sorunu Yoktur (1 Haziran Mitingine Çağrımızdır) 72 kez görüntülendi. Paylaş
    Aşk&Nefret 26-05-2008 18:19     #1/34    
Kürt sorunu yoktur!

SORUN NEDİR!

Sorun; Kendi dilinle konuşmayı istemek mi!
Sorun; Kendi kültürünü yaşamak istemek mi!
Sorun; Kendi bayramını kutlamak mı!
Sorun; Asimile olmamak mı!
Sorun; Bunlara dur demek mi, karşı koymak mı!

HAYIR!

SORUN BU DEĞİL!

Sorun; Ne Mutlu Türküm diyenlerde.
Sorun; YA Sev Ya Terket diyenlerde.
Sorun; Kendinden olmayanı linç edenlerde.
Sorun; Köyleri yakanlarda.
Sorun; Tanklarını halkın üzerine sürenlerde.
Sorun; Uçaklarla bomba yağdıranlarda.

Sorun; Efendilerde
Sorun; Şirketlerde
Sorun; Ulusculukta
Sorun; Devletlerde

SÖZÜMÜZ VAR!

Herkese sesleniyoruz.
Sorun Halklarda değil.
Sorun Kürt halkında Değil!
Bu topraklarda KÜRT SORUNU yoktur.
Sorun Türklük sorunu'dur.
Sorun Türkleştirme sorunudur.
Sorun Efendilerin İktidarlarını sonsuzlaştırma sorunudur.

Yaşasın Devrim!
Yaşasın Anarşi!
Yaşasın Efendisiz, Devletsiz Topraklar!

Efendisiz, Devletsiz Topraklar için 1 Haziran'da Kadıköy'deyiz!!!

istanbulahali@gmail.com
************************************************************

1 Haziran mitingi hakkında bilgi almak için:
http://www.turkiyebarismeclisi.org/v2


------------------

15 aylık aradan sonra herkese merhaba...

anarşist-info bombardımanı devam edecek... :)
    cosinus78 26-05-2008 19:43     #2/34    
>bu toplumda yaşayan herkes kendini burda yaşamaya nasıl layık görüyorsa Türk kimliğinide üstlenecek ekmek yediği vatan için zamanında olduğu gibi gerekirse can verecektir..

sino atrial, İnsan yaşadığı topraklara layık gösterilemez, toprak insanın yaşaması için layık olabilir ancak. Yılmaz Odabaşının bir mısrası var;

"Toprak uğruna ölen varsa, kendinden utanmalıdır" diye.

Dünyada bana bir yer gösterin ki, işgal edildiğinde onun üzerinde yaşayanlar ölümleri pahasına onu korumuş olmasın. Ben bunu savunup kutsallaştırmıyorum, bunu aslında yöneten-yönetilen paradigması olduğunu söylüyorum.

Eğer "Türk" bir üst kimlik ve "Kürt" de bir alt kimlik olarak kabul edersek; M.Kemal'in sözünü "Ne mutlu Kürt'üm diyene" şeklinde söylersek yanlış yapmış sayılmayız değil mi?

Geçenlerde baskın Oran'ın bir paneli vardı, orada "Türk'lüğün aslında bir üst kimlik olarak değil, bir soy, halk olarak kullanlıldığını bilen dinleyicilere belgeleriyle ıspatladı.

Aşırı milliyetçi değilim demekle olmuyor bu işler. Bence savunduğun fikirler aşırı milliyetçi fikirler.
    elvenarcher 26-05-2008 20:43     #3/34    
Yaşasın Devrim!
Yaşasın Anarşi!

Bu ikisinin ne alakası var,anarşi devrim olsa o düzenide kabul etmez,

Kürt Sorunu Yoktur demişsiniz fakat çoğu kişi oraya Kürt Sorununa Demokratik Çözüm sloganıyla gidecek ve mitingin içeriğinde Kürt Sorununa vurgu yapılıyor.

Şuan bir savaş var ve kan akmakta,insanlar ölmektedir,bunun kime ne çıkarı var,bu mitingde barış haykırılacaksa isabetli olacaktır,,,
    cosinus78 26-05-2008 20:58     #4/34    
Kürt sorunu yoktur, bir ironi

devrim ve anarşi konusuna gelince, devrim olmadan anarşi nasıl sağlanabilir ki? :)
    kimLiksiz 26-05-2008 21:34     #5/34    
author=rahatsiz799 link=topic=42054.msg393873#msg393873 date=1211817378>
tam diaspora ağzıyla konuşuyorsun devrim adı altında kürtçülük kısacası bölücülük yapan şahsiyet hiç hoşgelmedin


kimsenin avukatlığını yapmaya soyunmayacağım ama merak ettim kaç diaspora mensubu kişiyle birebir tartıştında yada kaç lobi üyesinin yazınını okudun da onları bu kadar net seçebiliyorsun ? diaspora ağzını bilmem ben pek ama ezber ağızlıları çok iyi bilirim.

author=Sapiens link=topic=42054.msg393879#msg393879 date=1211818450>
Bu anarşistler de kafayı yemişler



iktidar karşıtı söylemler mi anarşistleri 'eksik hücreli' yapıyor ? anlamadığım şey siz anarşistleri rock dinleyenler diye mi kategorize ettiniz usunuzda?



cosinus78, y.odabaşı o kadar çırılçıplak çizmişki insanlığın afyonlarını..vatanı...milleti...bayrağı...atayı...öteyi...erki...ne güzel söylüyor di mi :

cehennem bileti   

1

izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin
ay ışığına dönerdim... mühürleri, muhtarları, sızıları bilmezdim
yazdım ki yazgımdan demlenen katillerin güzergâhıdır
çocuktum, bilemezdim... ahırlara saklanır ölmeye gidemezdim.

izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin
uzak eşkıya ateşleri ısıtırdı dağları
ki allahların allahına bile isyandı duruşları
durup bir başıma ışıklara dönerdim
dengbej söylencelerine gömülürdü günlerim, gecelerim
dağlara gidemezdim... o yolları bilmezdim...

izi kalırdı...
anam baskınlarda tabancalar saklardı memelerine, ama titrerdi
kimseler duymazdı... eteğinde tıkırtılar dinlerdim
takvimler şaşkındı; on dördümde evlendirildim
ilk karım gece gelirdi yorgun, utangaç öpüşlerle
oysa ben çocuktum, sevişmeyi bilmezdim...

dağdı, yaylaydı ya da bostan...
belki hasatlarla ter içinde
aynı göletlerden su içtiğim eşeklerle dönerdim
geceler tenhaydı kıvrılırdım, üşürdüm
izi kalırdı
sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin

*
bir gün belki dönerdim... dönerdim...
yüzümde yarım kalmış öpüşlerin iziyle
yüreğimde gümbür gümbür tüfeklerin sesiyle
sırtıma kentlerde saplanmış hançerlerin iziyle
dönerdim... bir başıma;
sanki bir gölette bir damla

ama damla!

değil mi ki herkesin bir hasadı var gönlünün avlusunda...

2

dönerdim
diyarbekir!
orada hz. yusuf'un bütün kuyularında
it gibi tutunup acılarıma, şehirler gezdim
yetmedi; düşler, düşüşler gezdim
akşamlar bin oku saplayan yay'dı
yayıldım gezdim

büyük otobüsler vakur bir hüzünle ilerlerken
o adamlar at izini it izine
dost elini puşt eline karıştırıp gezerlerken
yaşlı bir fahişem bile yoktu göğsünde ağlamak için...

ve dedim ki orada, bayrakları bayrak yapan
bayrak imalatçılarıdır
toprak eğer uğrunda ölen varsa
utanmalıdır!


3

"vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bit pazarı"
derken, bir karanlık sarmaladı ağrılarımızı
ışık
mı? yoktu! evet o yoktu
goethe orada yalancı filozoftu
türkülerim sanki yıllardır uykusuzdu
uykusuz gezdim;
bir kırıntı kalır diye düşlerimizden geriye
karışıp topraklara ot kaldığımız mezarlardan geriye
fırat'ın kıyılarında ölü balıklardan,
yatağı kuruyan bütün sulardan,
ve hep kanın çöreklendiği rüyalardan geriye

bir kırıntı
kalır
mıydı?
yazgının da,
yazanın da suretine tüküren çığlıklardan geriye!

4

(biz soluk desenleriydik yasaklı kumaşların; aynı ağıtların dili, aynı halayların mendiliydik. ardımızda hızla geçen
günlerin aymazlığı... sürüngen ve muhbir dillerin aymazlığı...)

şehirler düşerken tarihin gözeneklerinden
kuşatmada
ve çıldırmadaydık!
kulak zarı iltihaplı yeryüzü
cehennemle ve cumhuriyetle aramdaki ilişki
ecelsiz serüvenlerden başka ne ki!

5

"vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bit pazarı"
bu yüzden ölü çocuklarız
dönmedi güneşiniz hiç yazgımıza
ağaçsız mezarlarız.


bana bu güzel şiiri hatırlattığın için teşekkürler cosinus78...


aşk&nefret... hoşgelmişsin , kara yeşil selamlar..
    asya 27-05-2008 00:24     #6/34    
Sorun, bu toprağı sadece kendisinin sananlarda
Sorun, kendi ırkını üstün görenlerde
Sorun, başkalarına yaşam hakkı tanımayanlarda
Sorun, karşı olduğu düşünceleri susturmaya çalışanlarda
Sorun, sizde ve sadece lafla peynir gemisi yürütmeye çalışan bizde...

Hoş geldin Aşk&Nefret.
    ice 27-05-2008 03:06     #7/34    
author=Sino AtriaL link=topic=42054.msg393878#msg393878 date=1211818424>
flzf,

ben bu konularda yazmayacaktım artık ama sen dost hatrına bi iki kelam edem,

ben aşırı milliyetçi bir insan değilim,

ama asimileye karşıyım,

bu toplumda yaşayan herkes kendini burda yaşamaya nasıl layık görüyorsa Türk kimliğinide üstlenecek ekmek yediği vatan için zamanında olduğu gibi gerekirse can verecektir..



Ne demekse ekmek yediği tekneye ihanet etmemek? Ekmek yapmak için, öncelikle tarım yapmak emek harcamak buğdayı yetiştirmek ve onu öğüterek una hamura ve ekmeğe dönüştürmek gerekir. Kim yapar bunları vatan mı? Vatan içi boşaltılmış hamasi bir propoganda sözcüğünden ibarettir. Tarlada çalışan, dağda koyun güden çoban ise soyut ve hamasi propogandadan daha sahicidir ve bu insanlar bu topraklarda varlığı ile emeği ile yaşamayı hakeden gerçek sakinlerdir.  Eğer bir ekmek teknesi varsa onlarındır vede bir ihanet varsa olsa olsa onlara rağmen onlara karşıdır. Ve kutsal bir devlet varsa o kutsal insanların karşısında eğilmelidir insanlar devlet karşısında değil.

Yılmaz Odabaşı'nın şiiri için ayrıca teşekkürler muhteşemdi. :)
    Aşk&Nefret 28-05-2008 10:31     #8/34    
bu arada...

Buluşma Yeri: Kadıköy Tepe Natilius- Carrefour'un önü (Kara Bayrakların yanı)
Buluşma Saati: 10:00-10:30 gibi...
    pissen 28-05-2008 11:33     #9/34    
Bu miting şimdi olmayan bütün bu sorunların olduğu gerçeğini mi ispat edecek vatandaş için.Yoksa lay lay lom, lom lay lay diye davullar çalınıp, borazanlar mı üflenecek;sonra çıkıp vaybe bugün de (ölmedim anne) deyip,sosyal rolümü oynadım, sağ duyulu ,ileri görüşlü bir vatandaş oldğumu, halkıma ve yurduma birde kendime ispatladım, diyerek miting sonrası devrimci duygu ve düşünceler mi bileylenecek. İşin türkçesi bu miting, öncesi, sonrası sizin bireysel doğanız dışında ülkem coğrafyası içerisinde ne değişecek!
    Khaos 28-05-2008 11:52     #10/34    
author=ice link=topic=42054.msg393969#msg393969 date=1211846777>

Ne demekse ekmek yediği tekneye ihanet etmemek? Ekmek yapmak için, öncelikle tarım yapmak emek harcamak buğdayı yetiştirmek ve onu öğüterek una hamura ve ekmeğe dönüştürmek gerekir. Kim yapar bunları vatan mı? Vatan içi boşaltılmış hamasi bir propoganda sözcüğünden ibarettir. Tarlada çalışan, dağda koyun güden çoban ise soyut ve hamasi propogandadan daha sahicidir ve bu insanlar bu topraklarda varlığı ile emeği ile yaşamayı hakeden gerçek sakinlerdir.  Eğer bir ekmek teknesi varsa onlarındır vede bir ihanet varsa olsa olsa onlara rağmen onlara karşıdır. Ve kutsal bir devlet varsa o kutsal insanların karşısında eğilmelidir insanlar devlet karşısında değil.



Bir zamanlar bir köyde buğday öğüten bir topluluk yaşarmış. Bunlar üretir satar bir kısmını da saklar kıtlıkta ya da kuraklıkta kullanmayı düşünürmüş. Sonra birgün buğday ekmeyen ancak buğday gereksinimi kendilerinden fazla olan tuhaf kılıklı silahlı adamlar gelmiş köye. Biz Hitit iz şu krala bağlıyız siz de hititsiniz demişler. Köylüler Hitit de ne ya diyememiş. Üstelik Hitit için ambardaki buğdaylarından olmuşlar çünkü göya Hitit onları düşümnüyormuş muş. Gel zaman git zaman nesiller geçmiş köylü biraz fakir düşmüş çünkü buğdayın yarısını Hitit e vermesi gerekmiş vergi adı altında. Bir süre Hitit gelmemiş bir zaman sonra köylü rahatlayacağını sanmış. Sonra birgün yine o adamlar gelmiş ama kıyafetleri farklıymış. Bu sefer köylüye asla Hitit olmadıkları aslında Frig oldukları söylenmiş. Köylü bu ne bilsin ve nasıl karşı çıksın yüzlerce kılıçlıya. Frig de ne anlamamış ama yine ektiğinin yarısından fazlasını Frig için üretmiş karşılıksız olarak vergi adına. Gel zaman git zaman nesiller değişmiş yine kıyafetler de. Frig de uğramaz olmuş başkları gelmiş gitmiş. Roma gelmiş çocuklarını almış, Bizans gelmiş başına rahip koymuş, Emevi Abbasi gelmiş cami dikmiş, sonra Selçuklu da gelmiş Osmanlı da Türk de. Hepsi de diyormuş ki köylüye siz bizdensiniz bizimsiniz bize ektiğinizden verin vergi olarak. Köylünün ne ekecek toprağı kalmış ne vergi dışında beslenebileceği buğdayı. Kimine Türk kimine Kürt kimine başka isimler verilmiş durmuş. Bu arada Kürt ve Türk sözcüklerinde de her nedense aynı harfler kullanılıyormuş harflerin yeri değiştirilerek. Köylü gelecek neslini çocuğunu hayatta tutmak için kendisine sunulmuş bu lternatiflerden mecburen birini seçmiş her defasında kılıç ile ölmektense. Onlar buğday ekerlermiş ve bu gelip gidenlerden ötürü daha iyi ve daha teknik tarım yapmayı bile bir türlü öğrenemişler vergiler nedeniyle,ellerinden alınmış yaşama hakları nedeniyle sefalet içinde yaşadıklarından. Aslında onlar sadece buğday ekip yaşıyorlarmış ve o kılıçlı silahlı adamlar gelmeseymiş hiçbirşey değillermiş insan olmak dışında.
    denge 28-05-2008 12:02     #11/34    
Savaşmak için önce birşeyleri sorun haline getirmek gerekiyor tabi... Osmanlıyı da ilk güçsüz anlarında yeni Avrupalı efendileri "Şark Meselesi" adı altında kongrelerde konuşuyorlardı, şimdi aynı şeyi biz yapıyoruz birilerine.

Kürt sorunu yoktur; halkların kardeşliği vardır!

    Sapiens 28-05-2008 12:06     #12/34    
büyük kardeş ortanca kardeş küçük kardeş üvey kardeş  diyer ayrılıyro snaıırm ve bunalrın durumuna göre  imkan sunuluyor  büyük kardeş herşeyi götürüyro artanı ortancaya oda küçüğüe veriyor üvey kardeşe bulaşıkalır yıkamak düşüyor
    Khaos 28-05-2008 12:08     #13/34    
Halklar diye birşey yoktur farklı dil ve coğrafyada yaşayan farklı kültürü bulunan tek bir Halk vardır Dünyada ve çalışan seven yaşamaya çalışan sıradan insanlardan oluşur. Dolayısıyla eylemde ve yaşantıda zaten kardeştirler. Ama çalışmadan konuşan politikacılar,sahiplenici tüm mülkü kendine aracılar ve hiç bir işe yaramayan askerler onların hepsinin düşmanıdır. Fakat Halk lar halklar olarak ayırıp birbirine yabancılaştıranlar da bunlardır.
Hoşgeldin denge.
    kelime 28-05-2008 13:01     #14/34    
author=denge link=topic=42054.msg394537#msg394537 date=1211965329>
Kürt sorunu yoktur; halkların kardeşliği vardır!


kürt sorunu yoksa ve halklar kardeşse neden bu kadar insan ölüyor ?

...

bence problem devlet politikalarına indirgenemeyecek kadar derin.
    denge 28-05-2008 14:28     #15/34    
>bence problem devlet politikalarına indirgenemeyecek kadar derin.

Meselenin daha derinine oradan daha derinine inecek olursak avcı-toplayıcı döneme kadar inmemiz gerekecek sevgili kelime. :)

Bir de insanlardan önce dinazorlar yaşardı. :P
    zemin 28-05-2008 14:37     #16/34    
bu arada...

Buluşma Yeri: Kadıköy Tepe Natilius- Carrefour'un önü (Kara
Bayrakların yanı)

Buluşma Saati: 10:00-10:30 gibi...
    asya 28-05-2008 15:17     #17/34    
Konuyla ilgili Radikal İKİ ekinde çıkan bir yazıdan alıntı:

.........
Huzur

Bazı zihinlerde barış sözcüğü huzur sözcüğünün ikiz kardeşi, tıpkı İngilizcedeki gibi. En çok da vicdan huzuru anlamına geliyor. Barış sözcüğüne tepki duyanlara da rastlanıyor. Ya birer vurdumduymaz oluyorlar ya da sözcüklere fazlasıyla duyarlı kimseler: Kavramın teraneleşmesinden, söylene söylene anlamını yitirmesinden korkuyorlar. Hele bir iradeye dönüşsün ülkemiz ve dünya için, anlamını o zaman yitirsin yitirebileceği kadar. Ama buna daha çok var. Bir inşaatı başlatmak gerekiyor, biraz gayret.
Gazeteciler, çeşitli görüşlerden politika yazarları, son haftalarda şu fikri epey dile getirdiler: “Silahlı müdahalenin de, sınırlarına ulaşıldı; artık yeni açılımlar gerekiyor.” 1 Haziran Pazar günü Kadıköy’de söylenecek olan söz, beyan edilecek irade de tam tamına bu. Artık yeter! Ölüm değil çözüm istiyoruz! Tuzla’ya da, dağlara da, doğuya da, batıya da! Ey karar vericiler, duyun sesimizi! Her durumda Kürt sorununda korkutucu kopuşları engelleyebilecek tek yol bu: Ülke gerçeklerine ve vicdanlarımıza kulak vermek.
Yakın zamanlara kadar, Kürt sorununda ölüm değil çözüm diyenlerin kendilerini ortaklaşa ifade edebilecekleri bir yer yoktu ortalıkta. Belki de ortak bir çözüm iradesi oluşmamıştı. Şimdi var böyle bir yer. Yıllardır gösterilen çabalar sonucu, bugün bir uçtan bir uca, başka türlü kolay kolay biraraya gelmeyen çok geniş ve çok farklı kesimlerin barış iradesini biraraya getirebilen bir yer oluştu: Barış Meclisi. Miting tertip komitesi, dünya ve ülke barışı için mücadele etmiş ve etmekte olan herkesin de orada olacağını umut ediyor. Hakların ve özgürlüklerin bütün boyutlarını savunmak için bu olanağı değerlendirecek miyiz? Canı yanan doğu illerinin gösterdiği ilginin hiç değilse yarısı kadar ilgi gösterecek mi diğer herkes barış çağrısına? Gazete sayfalarından, salonlardan, kapı arkalarından, kafelerden, kahvelerden, evlerden ve işyerlerinden çıkıp gelebilecek misiniz? Şu ölüm getiren umutsuzluk toprağını silkelemeye?

NECMİYE ALPAY

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=EklerDetay&ArticleID=879783&Date=28.05.2008&CategoryID=42
    Ruler of the Ruins 29-05-2008 18:05     #18/34    
Mesele lazların, kürtlerin, türklerin vs gerçekte olup olmaması değil. Irk olarak böyle bir ayrımı yapabilmek için biyolojik olarak araştırmaya gitmek zorundasınız kaldı ki bu anlamlı bir sonuç vermeyeceği gibi sonuç anlamlı olsa bile önemli olmayacaktır. İstanbul'da yaşayanların istanbullu olması gibi, nereden geldikleri bilgisinin önemi kendi tanımlamalarına göredir. Bir bölgede yaşayan halk kendini bir isimle tanımlıyorsa ve diğerlerinden herhangi bir şekilde farklılaşmışsa o halk gerçektir. Eğer onlar özelleştiklerini ve o bölgenin halkı olduklarını söylüyor ve kendi aralarında birlik olabiliyorlarsa, onların kökenlerini araştırmaya kalkışmak, homosapiens'in afrikadan çıktığı dışında size herhangi bir veri sunmaz.

Neden lazlar, çerkezler değil de kürtler demek olası sosyolojik, biyolojik, psikolojik ve tarihsel farklılıkların varlığını kabul edememek olabilir ancak. Nedeni bilmesek bile farklılıkların varlığı kesindir bu nedenle bu soruyu absürd sorular kategorisinde incelemeliyiz belki. Nedeni de bilmek çok güç değil aslında biraz araştırmak gerekiyor. Bunun bir sebebi azınlık psikolojisinin ve aidiyet duygusunun doğurduğu milliyetçiliğin eğemen kültürün birliğiyle uyuşmamasıdır, mesela lazlarda milliyetçidir ama onlar eğemen kültüre dahil edilmişlerdir - diğer yan nedenleri de tarihsel ve sosyal gerçeklerde, sosyolojik etkenlerde bulabiliriz. Konunun özüyle bunun alakası olmadığı için devam etmiyorum ki buna benzer şeyleri 35-40 kere fln yazmışımdır forum köşelerine..
    rahatsiz799 29-05-2008 19:23     #19/34    
author=kimLiksiz link=topic=42054.msg393938#msg393938 date=1211826873>
author=rahatsiz799 link=topic=42054.msg393873#msg393873 date=1211817378>
tam diaspora ağzıyla konuşuyorsun devrim adı altında kürtçülük kısacası bölücülük yapan şahsiyet hiç hoşgelmedin


kimsenin avukatlığını yapmaya soyunmayacağım ama merak ettim kaç diaspora mensubu kişiyle birebir tartıştında yada kaç lobi üyesinin yazınını okudun da onları bu kadar net seçebiliyorsun ? diaspora ağzını bilmem ben pek ama ezber ağızlıları çok iyi bilirim.



diaspora: Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer.
ama biz yahudi soykırımı imajından faydalanmaya çalışan ermeniler için kullanırız genede.birebir konuşmadığın halde hakkında fikir sahibi olduğun ya da şöyle daha uygun: bilip bilmeden çok fazla fikir kustuğun konular varken bu nasıl bir saçma sorudur anlamadım birebir konuşmaya gerek var mı yoksa diasporanın çizgisi zaten belli midir?  bellidir ki biz de net seçebiliyoruz azınlık oluşturmaya çalışıp oluşturduğu azınlığı kışkırtan ve 'Ne Mutlu, Türküm diyene' sözündeki virgülü görmeyerek sözü Ne Mutlu Türküm şeklinde algılayan beyinler genelde diaspora ağzı olur o söz Türk'üm demenin mutluluğunu belirtir ne mutlu Türk'üm demenin değil. ben de yayık ağızlıları çok iyi bilirim ağzını yayar ki cahil olduğu anlaşılmasın.
    cosinus78 30-05-2008 20:25     #20/34    



1 Haziran’da Kadıköy’de Barışın Sesini Yükselteceğiz

1 HaziranBuraya sizleri barışın sesini bir kez daha duymanız için çağırdık. Savaşın insanı tüketen, çürüten, bitiren cehennem karanlığı içinde barışın sesini.

Kürt sorununa demokratik, barışçıl çözüm isteyen bu ses 1 Haziran'da İstanbul'da Kadıköy Meydanı'ndan yükselecek.

Türkiye Barış Meclisi, barışın sesini güçlendirmek, Kürt sorununun adil ve barışçıl çözümü için kulaklarını tıkayan siyasi aktörlere Türkiye'nin sesini duyurabilmek ve sorumluluklarını hatırlatmak için İstanbul'da Kadıköy Meydanı'nda bir miting düzenliyor.

Mitingimiz Türkiye'de pek fazla örneği olmayan bir şekilde tek slogan altında yapılacak.

Mitinge destek veren ve katılan tüm siyasi partiler, emek örgütleri, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları tek bir sloganı haykıracak: Yeter, Kürt Sorununa Demokratik Çözüm İstiyoruz.

Kürt sorununun barışçı yöntemlerle çözülmesi için adımlar atılacağı sözü verildi. Ancak siyasal iktidarın seçim sürecindeki bu sözüne rağmen yaşadığımız şey yine şiddet, yine ölüm ve tırmandırılan milliyetçilik...

Bu şiddet, kaygı, belirsizlik sarmalı ve bunu kuşatan militarist söylem ile birarada yaşama isteği sistematik olarak aşındırılıyor.

Savaş ve çatışma herkesi dilsizleştirip sözü hükümsüz kılıyor.

Biz Türkiye'nin dört bir yanında örgütlenen Barış Meclisi üyeleri ve barışa yandaş olanlar barış ve demokrasi konusunda siyasi kararlılık bekliyoruz...

Bu beklentimizin Türkiye'nin önde gelen emek örgütleri, sendikalar, meslek odaları, dernekler ve siyasi partiler tarafından da destek görüyor olması bize umut veriyor.

Şiddetle çözülemediği, bunca acı pahasına görülen sorunları barışçı yollarla çözmek mümkündür ve çözüm, bizim de sorumluluğumuzdadır. Bin yıldır bu topraklar üzerinde birlikte yaşayan bizler, çocuklarımıza kalıcı bir barış bırakmak istiyoruz.

Öncelikle, devlet kurumlarından, çatışmaları ve ölümü değil, yaşamı siyasetin merkezine alan bir açılım talep ediyoruz.
Kürt sorunu şiddet ve asayiş sorunu değildir. Kültürel ekonomik, sosyal, psikolojik, insani ve siyasal boyutları olan bir sorundur.

Tüm kültürlerin olduğu gibi, Kürt kimliği, dili ve kültürünün, kamu yaşamının bütün alanlarına dahil olmasının önündeki yasal engeller kaldırılmalı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü eksiksiz sağlanmalıdır.

Derin yoksulluk ve yoksunlukla gelen umutsuzluk kıskacının kırılması, bölgeler arası ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin aşılmasına yönelik politikalar hayata geçirilmelidir.

Kürt kimliğine sahip olan insanların siyasal alanda bu kimlikle var olabilmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Özgürlük ve güven içinde yaşamak isteyen herkesi; şiddeti yaratan nedenler üzerine düşünmeye, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla samimi bir şekilde yüzleşmeye davet ediyoruz.

Ortak bir geleceğe umutla sarılabilmek için, yazgılarımızın birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu görmek zorundayız.

Aynı acıları aynı kaygıları paylaşıyoruz. Birbirimizin gözlerinin içine utanmadan bakmak istiyoruz. Birbirimize sarıldığımızda korkmak istemiyoruz, kardeşçe yaşamak istiyoruz.

Umudu Barış olan herkesi 1 Haziran'da Kadıköy Meydanı'nda bekliyoruz.

Barış için, Kürt sorununda demokratik, barışçıl çözüm istediğini bir kez daha duyurmak için!

Umudumuz barıştır.


Tertip Komitesi adına Murat Çelikkan

********************************************************************

1 HAZİRAN'DA KADIKÖY'DE BULUŞUYORUZ


BARIŞIN SESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN! BİRARADA YAŞAMI SAVUNMAK İÇİN! KÜRT SORUNUNDA DEMOKRATİK ÇÖZÜM İÇİN!


Türkiye Barış Meclisi, barışın sesini güçlendirmek, Kürt sorununun adil ve barışçıl çözümü için kulaklarını tıkayan siyasi aktörlere Türkiye‘nin sesini duyurabilmek ve sorumluluklarını hatırlatmak için 1 Haziran 2008 "Yeter, Kürt sorununa demokratik çözüm istiyoruz" başlığı ile bir miting düzenliyor.


Kürt sorununun geldiği aşamada yeni acılar yaşamamak, Kürt sorununun içinde barındırdığı gerilimler nedeniyle içte toplumsal çatışmaya, dışta bölgesel bir savaşa dönüşmemesi için Doğu‘dan Batı‘dan Kuzey‘den Güney‘den her yerden, yerelliklerimizle, farklılıklarımızla bir araya gelip, barış için sesimizi yükselteceğiz.


Kürt sorunun çözümü bu topraklardadır, bu topraklarda yeşertilecek barış ve kardeşlik umudunu büyütmektedir. Yüz yıllarca bir arada yaşamış, komşuluk etmiş halkların birbirine düşman edilmesine, etle tırnağın ayrılmasına izin vermeyeceğiz.


Kürt sorununun demokratik çözümü için, savaşa ve acılara artık yeter diyen herkesi, 1 Haziran'da Kadıköy'e çağırıyoruz.

Alper TAŞ
ÖDP Genel Başkan Yardımcısı

http://www.odp.org.tr

www.turkiyebarismeclisi.org




     
Sayfalar: [1] [2]
Benzer Konular:
1. Kürt düşmanlığı ile bir yere varılamaz
2. Kürtlere Özgürlük! Kahrolsun Ezen Ulus Şovenizmi!
3. Kürtler ve Türkler topraklarını ihlal ediyor
4. Kürt siyasetinde yeni gelişmeler
5. Kürtler?
6. kürt/etnik sorunu nasıl çözülür ?
7. Kürtçe Eğitim.
8. kürt-türk solları ..
9. Kürtçülük ilericilik Türkçülük gericilik?
10. Kürtaj
11. Kürtçe Yasağı
12. Kürt Milliyetçiliği yeteri kadar tartışılıyor mu?
13. Kürtlerin Anarşizmle Dansı Mümkün mü?
14. Kürt Sorunu
15. Kürtler lobi yapmış, ABD ihya etmiş
16. kürt partileri ikiyüzlü siyaset mi yapıyor ?
17. kürtler yanlış mı yapıyor?
18. Kürt vekiller Türkiye için büyük şans
19. Kürt'ler, "HAK" isterken kast ettiği nedir?
20. Kürt kardeşlerimiz nerede?
21. Kürtlere bu hiddet neden?!
22. Kürtçe Öğrenmek İstiyorum?
23. Kürt Şiir Antolojisi / Selim Temo
24. Kürt'lerin Ozanı Cigerxwin
25. Kürt Dili ve Edebiyatı
26. Kürt Olmak Nasıl Bir Şeydir?
27. Kürtçenin yasaksız hali böyleymiş!
28. Kürt Sorunu Yoktur (1 Haziran Mitingine Çağrımızdır)
29. Kürtçe yayın yasası Meclis’ten geçti
30. kürtçe paylaşımlar bölümü açıldı.
31. Kürtçe TV'de Var Hapiste Yok
32. Kürt Tarihi ve Uygarlığı
33. kürt tarihi ilkleri
34. Kürt müziğinin kökleri tartışıldı
35. Kürt Mucit: Ebul İz
36. Kürt Meselesi
37. Kürt sanatçılar ve bölge halkı TRT'nin Kürtçe kanalına temkinli yaklaşıyorlar


hasat.org SIFIR Forum * Felsefe * Siyaset * Kültür Forumları sitesidir