Rumuz:   Şifre:   

FELSEFE | SİYASET | SANAT | YAŞAM

HASAT.ORG > Hukuk Felsefesi > Polise süper yetkiler 36 kez görüntülendi. Paylaş
    torq 26-05-2007 14:09     #1/18    
ANKARA - Hükümetin, AB ile ilişkileri olumsuz etkileyebileceği gerekçesiyle rafta tuttuğu, polise geniş yetkiler verilmesini içeren düzenleme 'yasa teklifi' olarak TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Teklif Emniyet'in şikâyetlerine büyük ölçüde 'çözüm' getiriyor.
AKP milletvekilleri Selami Uzun, Kerim Özkul, Sinan Özkan ve Muharrem Tozçöken'in imzalarını taşıyan ve gelecek hafta yasalaşması planlanan teklif şöyle:

Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği doğrudan ve duraksamadan silah kullanma yetkisi polise yeniden veriliyor. Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında TCK'nın meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunacak. Önce dur ihtarında bulunacak. Kişinin kaçması halinde, silahla uyarı ateşi yapabilecek. Kişi buna rağmen kaçarsa ateş edilebilecek. Polis, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs halinde duraksamadan ateş edebilecek.

Polis, kişileri ve araçları durdurabilecek. Şüphe durumunda kişinin üzerini arayacak, aracın içini kontrol edecek ancak dışarıdan bakıldığında görünmeyen yerleri hâkim kararı olmadan açtıramayacak. Mevcut durumda polis araç durdurup kontrol yapabiliyordu. Ancak üst ve aracın aranması için hâkim kararı gerekiyordu. Polis, mitinglere katılmak üzere yola çıkan otobüsleri durdurup gösterinin olduğu ilin merkezine sokmayacak.

Polis, silah ruhsatı, ehliyet ve pasaport başvurusunda bulunanların, polis ve özel güvenlik görevlisi olarak çalışanların, Türk vatandaşlığına girmek isteyenlerin, sığınma talebinde bulunanların ve gözaltına alınanların parmak izini alabilecek. Bu konuda bazı yetkiler AB sürecinde geri alınmıştı. Polis gözaltına aldığı zanlıların parmak izlerini alabiliyor ancak hâkim kararı olmaksızın arşivindeki izlerle karşılaştıramıyor, saklayamıyordu. Şimdi hâkim kararı olmaksızın kayıtlar saklanacak ve iz takibi yapılacak.

Mülki amirin izni yeterli
Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla hâkim kararı veya geciktirilmesinde sakınca bulunan hallerde mülki idare amirinin verdiği yazılı emirle kişilerin üstleri, araçları, özel kâğıtları ve eşyasını arayabilecek. Bu durumlarda hâkim kararı olmadan evlere girilebilecek. AB uyum sürecinde konut dokunulmazlığı ilkesi uyarınca hâkim kararı olmadan polisin ev ve işyerrine girmesi yasaklanmıştı.

Polis, tehlikenin önlenmesi için tesislere gelen herkesin üstünü, aracını arayabilecek. Danıştay saldırısından sonra polisler binaya gelen avukatları arayamadıklarını savunmuşlardı. Artık avukatlar da aranacak.

Kaçakçılık ve terör suçların önlenmesi için polisin 'istihbarat faaliyetlerinde bulunurken her türlü beşeri ve teknik imkânlardan' yararlanması kuralı getiriliyor. Polis zanlıları izlemek için ajan ve haber elemanı gibi takibe alınan kişileri uzaktan kamerayla izleyebilecek, seslerini kaydedebilecek. Telefonlarını dinleyip internetteki her türlü iletişimini de kayda alabilecek. Şu anda teknik takip hâkim kararıyla mümkün.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222309
    kırdımlebbes 26-05-2007 14:16     #2/18    
süper polisler :)
    torq 13-06-2007 23:15     #3/18    
Cumhurbaşkanı  Ahmet Necdet Sezer, insan hakları savunucularının ve hukukçuların polis devletine yol açacağını söylediği "Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"u onayladı. Yasa yarın (14 Haziran) Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girecek.

Hak örgütleri iptal için 110 milletvekili arıyor

İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), yasa metninin Meclis'ten geçmesinin ardından bir kampanya başlatmış, Sezer'in yasayı Meclis'e geri göndermesini, bunun gerçekleşmemesi halinde 110 milletvekilinin yasayı iptal için Anayasa Mahkemesi'ne götürmesini istemişti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Sezer'den yasayı iade etmesini istemiş, önceki uygulamalarda polisin sahip olduğu geniş yetkilerin ülkede huzuru ve güvenliği sağlamaya yetmediğinin kanıtlandığını da anımsatmıştı.

Yasa AİHM'de yeni mahkumiyetler demek
Geçen hafta bianet'in görüştüğü Avukat Mehmet Nur Terzi'yse, yasanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) Türkiye'nin mahkumiyetiyle sonuçlanacak yeni davalara yol açacağını söylemişti.

Terzi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin kişi özgürlüğü ve güvenliğiyle vücut ve ruhsal bütünlüğün dokunulmazlığına dair düzenlemelerinin ruhuna aykırı olduğunu belirtmişti.

http://www.bianet.org/index_root.htm
    nisan 13-06-2007 23:19     #4/18    
Bence bizde bu sistem islemeyecek. Tek yarari(!) varolan rusvetin ikiye katlanmasi olacaktir.
    asya 13-06-2007 23:39     #5/18    
Aydın bir hukuçu olduğunu düşünerek göreve geldiği zamanki sevincim nedeniyle kendime kızıyorum. Büyük hayal kırıklığım Cumhurbaşkanı A.N.Sezer'in makamını terketmeden önce ülkeye attığı son gol, polis devletine hizmet eden yasayı onaylaması oldu.

Artık polisin yetkileri sınır tanımayacak ve demokratik haklarımız iyice kısıtlanacak.

Hepimizin gözü aydın!
    keje 14-06-2007 01:10     #6/18    
Demokratik haklarımız kısıtlanmasından çok bu yasanın bazı yerlerde güvenliğimizin sağlanmasında faydalı olacağını düşünüyorum.Özellikle günümüzde sık sık saldırılarla karşı karşıyayken,kişilerin üstlerinin araçlarının aranması gibi yetkilerin bizim zararımızdan çok yararımıza olacağı düşüncesindeyim.Derste hoca bize çok güzel bir örnek vermişti:
Pencereden bir kadın bağırıyor,yardım istiyor,beni öldürecekler diyor,ama yoldan geçen polis bunu duymasına rağmen yazılı izin olmadıkça konut dokunulmazlığını ihlal edemeyeceğinden eve gidip kadını kurtaramıyor.Tabi bu tartışmalı bir durumdur ama şuan bi sakınca göremiyorum ben bu değişikliklerde.Yalnız;

"Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği doğrudan ve duraksamadan silah kullanma yetkisi polise yeniden veriliyor. Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında TCK'nın meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunacak. Önce dur ihtarında bulunacak. Kişinin kaçması halinde, silahla uyarı ateşi yapabilecek. Kişi buna rağmen kaçarsa ateş edilebilecek. Polis, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs halinde duraksamadan ateş edebilecek."

Burada meşru müdafa halinde polisin savunma yapması gayet mantıklı;fakat durmadığı için arkasından ateş edebilme yetkisinin verilmesi ban biraz fazla geldi,uyarı ateşini anlıyorum da suçlunun kaçtığı için öldürülmesini anlayamıyorum.Biz evimize giren bir hırsıza kaçarken ateş ettiğimizde meşru müdafadan yararlanamıyoruz,ama polisin kendisine mevcut bir saldırı yokken(yani suçlu kaçarken)kaçan suçluya ateş edebilmesi yetkisi neye dayanarak veriliyor?
    torq 14-06-2007 01:47     #7/18    
Sorun şu ki, devlet vatandaşının hakkını korumakta yetersiz kalınca, demokratik yollarla sorunu çözmek yerine polisiye önlemlerle güvenliği sağlamaya çalışıyor. Ancak toplumu eğitmek ve toplumsal bilinci sağlamak yüzyıllar ve uzun demokratik deneyimler gerektirdiği için, henüz emekleme aşamasındaki Türkiye Cumhuriyeti'nin yemesi gereken tonlarca ekmek var diye düşünüyorum.

Bize Anayasa dersinde hocamız şöyle bir örnek vermişti; Fransa'da bir gösteri yapılmak istenmiş ve idare "güvenlik" gerekçesiyle gösteriye izin vermemiş. Bu durumun anayasal hakların çiğnenmesi anlamına geldiği ve o gösterinin nasıl bir şekilde sonuçlanacağının önceden bilinemeyeceği, böyle bir gerekçeyle tüm hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasının kabul edemeyeceğini söyleyen hocamız, kolluk kuvvetlerinin işinin böyle ortamlarda güvenliği sağlamak olduğunu anlatmıştı.
    keje 14-06-2007 02:18     #8/18    
Polisin güvenlik gerekçesiyle çantamızı araması..Bunu benim haklarıma bir saldırı olarak kabul etmeliyim,bunu yapan devletin de demokratik haklarımızı kısıtladığını düşüneceğim..Bu bana pek anlamlı gelmiyor,çünkü yapılanlar sadece bir güvenlik önlemi gibi görüyorum.Böyle önlemlerin alınmaması için sorunsuz ,herkesin birbiriyle iyi geçindiği,suçluların olmadığı bir ortam olmalı.Öyle bir ülkede zaten polise de ihtiyaç kalmayacaktır.Böyle basit güvenlik önlemlerinin kaçınılmaz olduğu görüşündeyim ve bunun demokratik haklarımızı kısıtlayan yetkiler değil,kendi isteğimizle devletimize devrettiğimiz haklardan olduğunu düşünüyorum.Yalnızca yukarıda bahsettiğim husus dışında..
    selfish_brains? 14-06-2007 02:29     #9/18    
istediğine kimlik sorma yetkisi enteresan..
ayrıca şüpheliyi nasıl tanımlıyolar merak etmekteyim madem şüpheli gördüklerine üzerin aranacak zart zurt bu olduğuna göre tanımları da vardır bileniniz var mı
    private1907 14-06-2007 02:48     #10/18    
polislere oldum olası güvenmedim. yolda giderken sana laf atan bi polis memuruna ne kadar güvenebilirsin ki.. onlar imtiyazlarını en iyi şekilde kullanırlar. crash filminde polisin arabayı durdurarak arama yaptığı sahne geldi şimdi gözümün önüne.. benim hoşuma gitmedi bu haber  >:(
    keje 14-06-2007 02:53     #11/18    
Polislere güvenmiyoruz ama bi bakıma güvenmek zorundayız.Kötü bir durum olsa arayacağımız yine onlar,yani yetkilerinin genişletilmesiyle sonuçta yine bizim fayda sağlamamız amaçlanıyor,polislerin değil.Bu nedenle ya onlara güvenmek zorundayız ya da onlarsız kötülüklerle savaşmak...
    selfish_brains? 14-06-2007 02:57     #12/18    
var olan gerginlik daha da artacak polis ile halk arasında olan
bu yetkiler onları daha da sert kullanmaya teşvik edecek polisleri sorgulayan yok gibi nede olsa
    private1907 14-06-2007 03:16     #13/18    
Ben polisten yardım isteyip onlara güvenmektense kötülüklerle savaşmayı tercih ederim. Komşumuza hırsız girdiğinde yakalayıp polis çağırdık,polislerin tepkisi biz bişey yapamayız bi kaç gün sonra zaten onu salarlar. cezasını kendiniz verin oldu ve komşular adama saldırdı polisin bu lafına karşılık. Bizim ceza kanunumuz zaten bunlara sebep oluyor. Gaspa uğrayan arkadaşımla karakola gitmiştim tespit için. yüzlerce kez suç işlemiş insanlar vardı. 3-5 gün yada 2-3 ay yatıp kaldıkları yerden devam ediyorlar yaşantılarına. Amaç suçu önlemek değil sadece bi müddet durdurmak..Böyle bi ülkede neye ve kime güveneceksn..
Tecavüze uğradığında yatak odasında olmalıymıssın. Salonda olan adamı yatak odasına mı çekmek gerekiyor ceza yemesi için yada yaptığının suç kabul edilmesi için. Geçen sene 6 yaşında bi çocuğa tecavüz eden adam vicdanım rahat takdir mahkemenindir demişti ve adama 11 yıl ceza vermişlerdi sadece. o adam çıktığında yine aynı şeyi yapmayacak mı sanki?
    son tango 14-06-2007 03:21     #14/18    
belki de ab krterleri bize bol geldi..amanında evren in söledikleri gibi oldu ama öle..bence kanunlar ülkelerin kendi yapılarına göre değerlendirilmeli..
    keje 14-06-2007 03:24     #15/18    
Hukuk sistemimiz süper işliyor demiyorum,polislerimiz görevlerini süper yerine getiriyor demiyorum ancak teorik olarak onlardan vazgeçmemiz mümkün değil diyorum.Tabiki yanlış yapılanlara karşı duracağız ama cezaları kendimiz vererek değil malesef..Yoksa hayat çekilmez olur,herkesin kendi adaletini kendisinin sağlamaya çalıştığını düşünsene.Polise geniş yetkiler veriliyor diye üzülmek yerine polisin görevini düzgün yerine getirmesini ve toplumda daha az kötülüğün oluşması için eğitime destek verilmesini sağlasak daha iyi olmaz mıydı?
    deniz 14-06-2007 07:30     #16/18    
author=torq link=topic=17494.msg275131#msg275131 date=1181774822>
Bize Anayasa dersinde hocamız şöyle bir örnek vermişti; Fransa'da bir gösteri yapılmak istenmiş ve idare "güvenlik" gerekçesiyle gösteriye izin vermemiş. Bu durumun anayasal hakların çiğnenmesi anlamına geldiği ve o gösterinin nasıl bir şekilde sonuçlanacağının önceden bilinemeyeceği, böyle bir gerekçeyle tüm hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasının kabul edemeyeceğini söyleyen hocamız, kolluk kuvvetlerinin işinin böyle ortamlarda güvenliği sağlamak olduğunu anlatmıştı.


aslında bu bakış açısı tüm sorunlarımızı çözerdi.

insanların ifade özgürlüklerinin kısıtlanması, özel alanlarının ve iletişiminin daha suç ortada yokken işgal edilmesi bir tür cezalandırma yöntemidir.

mevcut uygulamalarda bir insanın bu türden cezalandırılması için en ufak bir şüphe hatta karşı görüşten olması yeterli.

belki bin tane özgürlük işgalinden bir iki tanesi faydalı sonuç yaratacak güvenlik açısından. geriye kalan büyük oranda ise insanalr haksız yere cezalandırılmış olacaklar.

polis enerjisini, kaynaklarını ve vaktini şizofreni üzerine yaratılmış eylemler yerine daha sonuç verici ve acil alanlara kaydırsa daha iyi olmaz mı ?



    gerilla 12-07-2007 16:33     #17/18    
allah hepsini ıslah etsin bu polislerin diyorum ve ardından ekliyorum...... başımızdanda eksik etmesinn diyorumm...

arkadaş hukuğun tam işlemediği belli,, zemininde polisinde elinden yetkiyi alırsanız vay halimize,, öyle veya böyle güvenmekten başka çaren yok emniyet güçlerine... istiklal de o kadar polis olmasa rahat rahat gezeceğinizi mi sanıyorsunuz,, hukuk sisteminin çarpıklığından bahsedin polislerden değil...
sonuçta insan temelli bir birim, elbette hatalar yanlışlar olacak, yolsuzluk, adilik, rüşvet, tehdit vs.vs. olacak ama bu adamlar işlerinide yapıyolar...

adam silahlı birini yakalıyıp adalete teslim ediyo, hukuk sistemi gereken cezayı kesemiyosa polisin suçumu...
kabullenelim artık sokaklarımızda hiç te normal insanlar yok ve polisler kimin şüpheli olduğunu biliyor eğer elinden arama yetkisi alınırsa o silahlı zat az sonra birinizin alnına silahı dayayıp gasp edecektir....

bu millet değilmi bi kaç bilezik için kol kesen, bir cep telefonu için adam öldürennn...
polis güçleri tam olarak uygun bi şekilde işlemiyor olabilir iyi de bana türkiyede doğru düzgün işleyen bir kamu birimi göstersenize... eğitim, sağlık vs.. hangisi düzgün ki???
    torq 05-08-2007 15:50     #18/18    
Avukat: İşkence, Emniyet: Düşme

İSTANBUL - Avukat Muammer Öz, iki polis tarafından Kadıköy Moda'da dövüldüğünü ve hakarete uğradığını söyleyerek şikâyetçi oldu. Öz, "Ağabeyime kimlik sordukları sırada cep telefonum çaldı. Ben arayan kişiyle konuşurken 'Bizim yanımızdayken nasıl telefonla konuşursun' diyerek üzerime saldırdılar" dedi. Öz, iki polis hakkında suç duyurusunda bulunurken İstanbul Valisi Muammer Güler, Radikal'in, Basın Müşaviri Nazır Şentürk aracılığıyla ilettiği görüşme isteğini, "Bu konuyla ilgili soruşturma başlatıldı" yanıtıyla geri çevirdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada da Öz'ün iddiası yalanlanarak çıkan arbedede polis memurlarının yaralandığı iddia edildi. İstanbul Üniversitesi'nin avukatlarından Muammer Öz, sekiz ay önce İstanbul'a gelerek çalışmaya başlamıştı. 29 Temmuz pazar günü ağabeyi, ağabeyinin eşi ve amcasının çocuklarıyla Moda'ya gitti. Buradaki bir parkta oturdukları sırada üniformalı iki polis yanlarına geldi. Polislerden biri, Muammer Öz'ün ağabeyi İbrahim Öz'e, "Seni birine benzettim" dedi ve kimliğini göstermesini istedi.

Sarı sopa ve biber gazı

Öz bundan sonra yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bu sırada telefonum çaldı. Polis, 'Benim yanımda nasıl telefonla konuşursun' diye bağırdı. Avukat olduğumu söyleyerek kimliğimi gösterdim. Üzerime saldırdılar. Akrabalarım beni kurtarmaya çalışıyordu. Polislerden biri arabadan sarı bir sopa alarak bana doğru savurdu. Yüzüme üç kez biber gazı sıktılar. Bütün yüzüm yandı. Defalarca vurdular. Daha sonra çevredeki ekipler de geldi. Onlar ağabeyim ve diğer akrabalarımı tuttular. Beni polis otosuna götürdüler. Ailemi başka ekip otolarıyla götürüyorlardı."
Dayağın burada devam ettiğini anlatan Öz şöyle devam etti: "Beni kelepçelediler. Sürekli vuruyorlardı. 'Biz 15 senedir polisiz. Bize bir şey olmaz. Biz senin gibi çok avukat s... Seni de s...' dediler. Kadıköy İskele Karakolu'na gittik. Karakolun kapısında dövmeye devam ettiler. Savcı geldi, ona da anlattım. Hastaneye sağlık kontrolüne getirildiğimde doktorun odasına polisler de geldi. Burnumun kırık olmasına karşın 'kırık yok' raporu verdiler. Beni savcılığın talimatıyla serbest bıraktılar." Avukat Muzaffer Öz, karakoldan çıktıktan sonra vücudundaki darp izlerinin fotoğrafını çekti. Gözü morarmış, burnu kırılmıştı. Vücudunda morluklar vardı. Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nden rapor alarak bunu belgeledi ve polis memurları Bülent Okumuş ile Uğur Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu.

Emniyet: Polisler yaralandı

İddiaları yalanlayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne göre olay çok farklı gelişti.
Öz, polislere hakaret ve küfür etmiş, kaçarken düşmüş. Emniyet'in açıklamasında şöyle denildi: "Muzaffer Öz isimli şahıs, 'Polislerin böyle bir yetkisi yok' diyerek kimlik verilmesini engelledi. Görevlilerimiz kademeli olarak zor kullanarak şahısları etkisiz hale getirdi. Olay anında çıkan arbede sonucunda görevli iki polis memuru muhtelif yerlerinden yaralanmıştır." İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, Öz'ün yaptığı suç duyurusunun takipçisi olacaklarını söyledi. Kolcuoğlu şöyle konuştu: "Birkaç avukata daha kötü muamele yapıldığı bize ulaştı. Yasa değişikliği yapılacağı zaman, 'Bu değişiklik geriye gidiş, kötüye kullanılacak. Adli kontrolün dışında böyle yetkilerin verilmesi sakıncalı, demiştik. Nitekim şimdi yaşanmaya başladı. Avukatlara böyle yapılıyorsa vatandaşın halini düşünemiyorum." Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok da "Polis sorumlulukla hareket etmeli. Avukat da, güvenlik güçlerine belirli bir meşru zemin içinde ilgi göstermeli. Bunlar yapılıyor da polis dövüyorsa onun hemen doktora götürülmesi, psikolojisinden ötürü sorgulanması lazım" diye konuştu. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen de kanunun değişmesiyle polisin aşırı güç kullanımının arttığını belirtterek "Yapılan bir pervasızlık" dedi.

İddialar dur durak bilmiyor

İşkence ve kötü muamele iddiaları, 1 Haziran'da Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle arttı. Bu tarihten sonra meydana gelen bazı olaylarsa şöyle: Özgür Hayat Gazetesi Yazıişleri Müdürü Serkan Tekpetek, 26 Temmuz'da Şişhane'de zorla sokulduğu polis aracında dövülüp Karaköy'de yola atıldığını belirtti. Ümraniye'de 14 Haziran'da hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan Mustafa Kükçe, üç karakol gezdirilip cezaevine konuldu. Kükçe, ertesi gün öldü. Transeksüel Öznur Dağ, 10 Haziran'da Tarlabaşı'nda yürürken bir kadının sivil giyimli iki kişi tarafından dövüldüğünü gördü. Buna müdahale eden 24 yaşındaki Dağ da dayak yedi. Polislerin gözaltına almak istediği saldırganlar, kimlik gösterip 'Polisiz' dedi. 32 yaşındaki işadamı Sezai Yakar, 8 Haziran'da Cumhuriyet Caddesi üzerinde trafik polislerince durduruldu. Götürüldüğü Taksim Polis Merkezi'nde yumruk ve tekmelerle dövüldüğünü söyleyen Yakar'ın burnu ve eli kırıldı. Şaban Bakır, 6 Haziran'da İstiklal Caddesi'nde polis, bir kişiye biber gazı sıkarken arada kalınca kendisine de 3-4 kez sprey sıkılıp dövüldüğünü iddia etti. Travesti Ü.E, 21 Mayıs'ta Taksim Polis Merkezi'nde dövüldüğünü söyledi. İnsan Hakları Derneği'ne son altı ayda Taksim'de meydana gelen 22 işkence şikâyeti ulaştı.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=228817
     
Sayfalar: [1]
Benzer Konular:
1. Polise süper yetkiler


hasat.org SIFIR Forum * Felsefe * Siyaset * Kültür Forumları sitesidir