|
net alemine neredeyse memlekete geldiğinden beri takılırım. işim gereği sürekli gereksinim duydum inter-net'e, olanaklarından yararlandım. sonra işi gücü bırakıp, kendi halimde takılmaya başlayınca net'e de, kompüter'e de gereksinimim olmadı. aşağı yukarı beş yıl aradan sonra bu kış bir kompüter edindim.
net alemi epeyce değişmişti. icq pek de revaçta değildi. msn yükselen değer olmuştu. neden değerli olduğunu ben hala çözemedim. mail adreslerimi aldığım çoğu site kapanmıştı. paylaşım için yeni protokoller geliştirilmişti.
net aleminin yanında ben de değişmiştim. artık eskisi kadar konuşmuyor, eskisi gibi tartışma heveslisi görünmüyordum. ne icq ne de msn gibi, doğrudan söyleşmeye yönelik hiçbir etkinliğe prim vermez olmuştum. arkadaş sitelerine geyik yapmak için bile uğramaz olmuştum.
eskiden mp3 edindiğim bazı siteler "forum" adı altında faaliyet gösterir olmuşlardı. "forum" fikrini sevdim nedense. orada da düşüncelerini, paylaşmak istediklerini iletiyordun ama doğrudan yanıt almıyordun. istersen yanıt yazıp, istersen yazmıyordun. oldukça iyiydi doğrusu benim için. istediğim zaman konuşup, istediğim zaman susabilecektim.
ancak eski hastalıklarımdan kurtulmak da kolay değildi elbet. insan kafasında birikeni tutamıyor, bir yazmaya başlasın, durduramıyor kendisini.
halbuki, yeniden kompüter almaktaki amacım bile insanlarla konuşmaktan kaçınmak değil miydi? deneyimlerim, insanların karşılarındaki sesi bile duymadıklarını göstermemiş miydi? konuşuyordun ve karşıdaki siluet yanıt veriyordu. yanıt vermese dönüp giderdin elbet. ama yanıtlayınca seni dinlediğini düşünüyordun. sonra, belki bir gün sonra, belki bir hafta sonra, belki bir ay sonra, belki bir yıl sonra, belki bir yüzyıl sonra; zamanında söylediğin sözlerin hiçbirinin duyulmadığının farkına varıyordun. insanla söyleşmek mümkün değildi. yalnızca; havada kırılan ve bükülen, karşıdakine onun duymak istediği gibi ulaşan söz yumaklarını duyuyordu insanlar. senin söylediklerini değil. belki sen de aynısını yapıyordun.
bu yüzden forum en iyisi olabilirdi; çünkü burada doğrudan söyleşmediğini düşünüyordun. sonra farkettin ki, aynı şeyi yeniden üretiyorsun, büyük bir umutsuzlukla.
evet, ertesi gün kompüteri açıyorsun ve sözlerine bir yanıt görüyorsun. belki kompüter götünden uydurmuş, ama ne olursa olsun bir yanıt kışkırtıcıdır!
ve yeniden aynı döngüye kaptırıyorsun kendini, yanıta yanıt, yanıtını yanıtlayana yanıt, sonra başkasına! sanki sözün dinleniyormuş gibi!
ama boşuna; hepimiz ezberimizi tekrarlıyoruz!
boşuna, hepimiz kendimizi ispata çalışıyoruz!
boşuna, hepimiz kendimize ait bir boşluğu doldurmaya uğraşıyoruz!
hepimiz, karşımızdakini "varsayarak" konuşuyoruz!
sapiens, neredeyse her başlığa "GEBERTİN TÜM MÜSLÜMANLARI" satırını girdiğinde, aynı sapiens, "dinsel inancı olmamak ilkellik değil midir" diye yazdığında, darkmoon "türk'ün aşağılık kompleksi"nden söz açtığında, BUDHA, "ateist inancını çökertmeye çalıştığında"; deniz "türk solu beş para etmez"; ateşhırsızı, "dünya solu beş para etmez" dediğinde, scarface, "ateist mucizeleri" uydurduğunda, nihilast, sözü umutsuzca eğip büktüğünde, kozzik, her başlığa anlamsız satırlar girmeye başladığında; kursatotcu, esenleme bir biçimde tanrı düşüncesiyle hesaplaşmaya çalıştığında; bask, kemalistlerin sayısını ölçmek için barometre kullanmaya kalktığında; cocaine, hangi gizli servis için çalıştığımızı merak ettiğinde; blöf, onca sözünün ardından bir kız bulduğunda ortadan kaybolduğunda çok da canım sıkılmamıştı doğrusu.
peki canımı sıkan ne? "türk olmak kolay değil" başlığındaki yazımın silinmesi mi?
leonardo'nun durduk yere dellenmesi mi?
forum katılımının son derece kısıtlı olması mı?
sanmıyorum!
insanlarla söyleşirken kimsenin kimseyi dinlemediğine ikna olmuştum. ve net alemleri bu tesbitimi değiştirecek hiçbir veri sunmuyor.
üstelik buralarda her şey yazılı olmasına, yazılanı defalarca okuyup, acaba bu adam ne demek istiyor şeklinde bir şans sunmasına karşın!
ve üstelik ben böyle yapıyorum. BUDHA'nın kopyalayıp yapıştırdığı metinleri bile on kez okudum en az, darkmoon'un sözlerine yanıt yazmadan, acaba ironi mi yapıyor, yoksa düz anlam mı çıkarmalıyım diye otuz kez yeniden baktım o metine. sapiens neden her başlığa "GEBERTİN BÜTÜN MÜSLÜMANLARI" yazıyor diye foruma yazdığı her satırı okudum yeni baştan.
darkmoon, "uzunca yazmanızın nedeni herkesin hak ettiğini vermek istemenizden mi" diye sorduğunda keyfim kaçıyor. çünkü kavgada belden aşağı vurmak "erkekçe" değildir. uzun yazmamın nedenini anlayacak akıl, bana göre darkmoon'da vardır. tersine uzunca yazmamın nedeni, sözlerimi okuyanın, yeterince anlaması ve "kendi varsayımları" üzerinden bana yanıt vermesine mahal vermemek olarak açıklanabilir.
sapiens ise, "dünya solu beş para etmez" lafını alıntılayıp, altına yazdıklarımı; "ama sözünü açtıklarınız türk değil ki" diye yanıtlıyor. çünkü herkes kendi kafasına gömülmüş, bırakın dinlemeye, okumaya bile mecali yok!
ben ise, kendi yazımı bile beş kez okuyup, hatalı bulduğum yerleri, yazım yanlışlarını düzeltip, öyle gönderiyorum.
son olarak "türk olmak kolay değil" başlığına girdiğim yazıyı silen arkadaşa diyorum ki, yeniden okuyun, bir daha okuyun, bir daha, başlıkla bir ilgisi yoksa, birilerine açıkça hakaret ediyorsa, anlamsız bir söz yumağı ise, tutmayın çöpte, tamamen silin, ama değilse yerine koyun!
anlayamıyorsanız da açıklayayım: bir sürü boşluktan oluşan yazı, türk olmanın zorluğunu anlatmaya sözlerin yeterli olamayacağını söylüyor. yazının sonuna doğru çalınan kasap havası ise, bütün bu zorluklarla hesaplaşmak yerine kolayca gaza gelen türk'ü simgeliyor. |